Facebook'ta Ana Sayfa

Fiziksel sabitler gerçekten sabit mi?

Evrende fiziksel yasalarda yer alan ve zamanın başlangıcından beri sabit olduğu düşünülen bazı değerler var. Örneğin ışığın boşluktaki hızı, yer çekimi sabiti gibi. Hatta yeni bir değişiklikle, ışık hızını, mesafe = hız * zaman şeklinde hesapladığımız formüldeki mesafe birimi olan metreyi çok küçük bir tanım değişikliği ile ışığın bir saniyede katettiği mesafenin 299 792 458 de biri olarak yeniden tanımladı bilim adamları.
Yani bu sabit değişse bile artık ölçemeyeceğiz zira, ölçmeye kalktığımız zaman, kullandığımız metre de değişeceği için ışık hızı sabit olarak kalacak. Ancak bu durum tüm fiziksel sabitler için geçerli değil. Elektromanyetik alanın iki kuvvetinin birbirine oranı olarak tanımlanan bir sabit var: "fine structure constant = ince yapı sabiti". Evrenin çok uzak köşelerinden Dünya'ya ulaşan kuvasar ışımaları üzerinde yaptıkları çalışmalarında, bir grup astrofizikçi ilginç bir durum tespit ettiklerini söylediler: Bu ışınlardaki magnezyum tayfının belli yörüngelerindeki elektron çiftlerinin aralarındaki enerji farkı olması gerekenden 100 000 de bir daha fazlaydı. Bu da ışığın Dünyaya ulaşması için gereken akıl almaz sürede de olsa temel sabitlerden olan "ince yapı sabiti" denen değerin değişmiş olabileceği anlamına geliyordu. Hemen ardından uzayın tam ters istikametinden de, ilki kadar kesin olmamakla birlikte, ters yönde bir değişim bildirildi. Bu da, sadece zamanla değişim söz konusu olmayıp, uzayın çeşitli bölgelerinde bu sabitin farklı değerler alabileceği anlamına geliyordu. Fakat bu hesaplamalar tekrarlandığında bu ihtimallerin ilk başta duyurulandan daha az olduğu ortaya çıktı. Yani yapılan hesaplardaki yanılma payı yüksekti ve mucizevi şekilde Evrenin en temel işleyiş kanununu bulmak adına henüz bir keşif yapılmamıştı. Evet bu sabitlerin neden şu anda aldıkları değerleri aldığını matematiksel olarak açıklayabilecek temel kanunların, eğer varsa bu tür evrensel sabit değerlerinin sapmalarını da açıklayabilmesi gerekmekte. Bu kez önemli bir keşif yapılmamış olsa da, çok önemli sorulara cevap aramaya devam ediyor bilim adamları. Bu uzayda bulunduğumuz bölgenin bizim türümüz için gerekli şartları sağlaması Evrende yaygın bir durum mu, yoksa bize özgü mü? örneğin uzayın geri kalanında hayatın hatta bildiğimiz anlamda kimyasal tepkimelerin var olması için en temel fiziksel sabitler seviyesinde gerekli şartların olmadığı köşeler de mi mevcut? Eğer böyleyse antropik prensip denen kurala göre evrenin rastgele bir köşesinde tesadüfen ortaya çıkmadık, bizim onu gözlemleyebilmemiz için evrenin bir yerinde şu anki şartların oluşmuş olması gerekliydi bu yüzden ne kadar zayıf ihtimal olursa olsun bir şekilde hayat piyangosunu kazanan bir Dünya var olacaktı ve bu satırların yazarı da bunu burada yazıya dökecekti. Aksi halde okuyucunun şu an yaptığı okuma eylemi gerçekleşemeyecekti. Felsefe ile Dini inanç konularının birbirine en çok yaklaştığı bu noktada, fiziksel sabitlerin ne kadar sabit olduğunu ve onların mevcut değerlerini neden ve nereden aldıklarını açıklamaktan henüz çok uzak olduğumuzu da belirtmek zorundayız tabi ki. Şunu da eklemeden geçmeyelim: Evreni tamamıyla açıklamak biz insanoğluna nasip olacaksa, saf bilimsel merakla yürütülen matematik ve astrofizik çalışmalarının devam etmesi, dünya hakimiyeti ve birbirini yok etme hırsının da sona ermesiyle olacak, aksi halde Hayali'nin dediği gibi "Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler" şiirindeki mahiler olarak gelip geçeceğiz bu kainattan...
10.01.2019 geronimo
1
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın