Facebook'ta Ana Sayfa

Entropi

Hayatımızda bazı şeylerin gittikçe karmaşıklaştığı, düzensizleştiğini fark etmişsinizdir. Bir kaç gün toplanmayan odanın nasıl dağınıklık içinde kaldığını bilirsiniz. Giysiler oradan oraya savrulmuş, çoraplar herhangi bir yerden çıkabilir, gömlek, kirli sepeti yerine sandalye üzerindedir. Hatta biraz daha pasaklıysanız, halıya içecek dökülmüş, yiyecek kırıntıları ortalıkta kalmıştır. Halbuki her çorabın, gömleğin, pijamanın ve çamaşırın, çekmece ve dolaplarda yeri vardır. Anne, eş, yardımcı kişi topluyorsa, uğraşır durur, her seferinde söylenir, şunları yerine koy diye.

"Bilim adamları işte bu dağınıklığı da ölçebiliyorlar" desek inanmazsınız herhalde, ama bu gerçektir. Aslında, odada var olan eşyaların ve cisimlerin düzenli ya da düzensiz olduğu durumla, fizikte, kimyada, hatta biyolojide maddenin bileşenlerinin düzenli ya da düzensiz olduğu durum arasında bir fark yoktur. Yani odadaki durum, laboratuvarda deney kabındaki durumun özel bir halidir ve ölçülebilir diyebiliriz. Bu ölçüye Entropi denir. Bir sistemin entropisi, o sistemin bütün bileşenlerinin konum ve hareketlerini tam bir şekilde belirtebilecek bilgi miktarıdır. Tam olarak tanımı verebilmek için Omega ve Boltzman Sabiti denen sayıları da bilmek gerekir ancak bunları da izah etmek istediğimizde çoraplar ve giysiler anolojisi bir yere kadar işimize yarar. çorapların alabileceği eşit olasıklı durumların sayısının (ki bu sayı çok büyük olabilir inanın) doğal logaritmasını alın, bunu Boltzman sabiti ile çarpın, bulduğunuz değer odanın entropisidir. Şimdi düzenli bir odada çorapların durumları gayet sınırlı olduğunudan (dolabın alttan ikinci çekmecesinde yanyana olmalılar, olsa olsa sıraları değişebilir) entropisi düşüktür. Buna göre karşılaştırmalı olarak verirsek, cam bardağın entropisi düşüktür, kırılırsa entropi yükselir. Suyun entropisi yüksek, buzun düşüktür. (buzdaki bileşenler gayet düzgün bir şekilde kristal yapısındadırlar.) İdeal gazda entropi Avogadro sayısı ile orantılıdır. Sıcak gazın / sıvının / metalin entropisi yüksek, soğuğunki düşüktür.

Şimdi termodinamiğin ikinci kanunundan da bahsetmekte yarar var. Zaman ilerlediğinde evrendeki toplam entropi mutlaka artar. Bu o kadar önemli bir kanundur ki, enerjinin korunumu kanununun çok küçük ölçekte ihlal edilebilmesine karşılık, termodinamiğin ikinci kanununu ihlal etmek mümkün olmamıştır. Yani bir örnek vermek gerekirse cam bardağın zaman içerisinde kırılması mümkündür, ama kırılan bardağın cam bardağa dönüşmesi imkansıza yakın zorluktadır; teorik olarak tüm parçaları ince ince toplasanız bile en azından cam parçalarını toplamak için kullanacağınız enerji ve bu sırada oluşturduğunuz toplam düzensizlik, cam bardağın geri kazandığı düzenlilikten çok fazladır.

Burada çok önemli bir bilgi vermek gerekir, evrende entropinin artışı ile zamanın geri çevrilemezliği de aynı anlama gelir. Ancak bunun yerel olarak mümkün olmadığı söylenemez, yani bir sistemin entropisi azalabilir, ancak bunun için sistemin dışında bir yerlerde entropiyi daha fazla artıracak bir enerji kullanımı gerekir. Yani ne yaparsanız yapın evrenin toplam entropisi bir şekilde artar. Lokal entropi azalmasına bir örnek vermek gerekirse buzdolabının soğutucu devresi tam olarak bunu yapar; Dolabın içindeki suyu buza dönüştürürken azalttığımız entropiyle, dışındaki hava moleküllerini arkasındaki ızgara yoluyla ısıtırken artırdığımız entropiyi karşılaştırdığımızda iki şey söyleyebiliriz;
İlk olarak dışarıdaki entropi artışı her zaman içerideki azalmadan fazladır. İkincisi, bunlar (içerideki azalma / dışarıdaki artış) birbirine ne kadar yakınsa dolabın devresi o kadar verimlidir.

Zamanı geri çevirmek mümkün değildir, ama bunu yapmaya çalışan fedakar insanlara minnetimizi belli etmeliyiz.

Şimdi ertesi gün odanızı toplu biçimde bulduğunuzda eşiniz, anneniz yardımcı kişinin odanızı toplamak için ne kadar uğraştığını düşünüp onlara teşekkürlerinizi belirtirken kendilerine söyleyebileceğiniz bir ifadeyi burada belirtelim;
"Teşekkür ederim ..... Dünyanın en yetenekli kişisi sensin, benim için bu odada zamanı tersine çevirmişsin!"
04.12.2018 geronimo

Yabancılara Türk Vatandaşlığı

Telefonuma gelen bir mesaj...
Yabancılara Türk Vatandaşlığı;
Türk Vatandaşı olmak için 250.000 $ bir gayrimenkul edinilirse,
500.000,- $ bankalarda üç yıl tutarsa,
50 kişi çalıştıracağı garanti eden işletmeler.

Bu arkadaşlara Tük vatandaşlığı çok kolay!!!

Bunlar parası olanlar,parası olmayan yabancılara yazıl değil mi...Yazık
ama çözüm var;

*Bir Türk ailesine evlatlık olacaklar
*Göçmen olacaklar (toplu halde gelenler kabul ediyorlar ona göre)
*Bilim adamı, Sanatçı, Sporcu, olacaklar (Eğitimimiz müthiş, Bizim çocuklar sınava girmekten spora, sanata zaman ayıramadıkları için sporcu/sanatçı/bilim adamı ithal ediyoruz vatandaş olarak.)
*Türk kızı veya Türk erkeği bulacaklar 3 yıl evlilik yeter...
*Türk vatandaşı iken çıkmış sonra geri dönmek isteyen ve bunların çocukları.
*Vatandaşlığa alınması zaruri görülen yabancılar. (kim bunlar ben bilemedim.)
*Sanayi işletmesi kurucuları ülkemin kaynaklarını sonuna kadar kullanacak yabancılar.

Dahası var mı...


03.12.2018 Demo
1

Enerji Çalışmaları

Doğduğumuz andan itibaren ailemiz ve yaşadığımız çevreyle belli kalıplarda yaşamayı öğreniriz. Din de bunlardan biri. Okumadan, aslının araştırılmadan, insanların keyfe keder uydurdukları şeyleri bile çoğu zaman bize günah olarak empoze ederler.
Ben de bu şekilde büyüyün insanlardan biriyim. Dinimiz İslam.
20 li yaşlarda İncil in ne yazdığını merak ettiğim için sipariş verdim. Kargo şirketi iş yerime getireceğine ev adresime götürmüş, teslim etmiş. Annem şok. Evde bir cenaze havası. İncil alınmış yakılmış. Annemin tansiyonları fırlamış. Sen Hristiyan mı olacaksın diyor bana :)
Nasıl korkularla büyütüldüyseler artık. Yani her şey günah, ayıp.
Ben çocukluğumdan bu yana hep sorgulayan biri oldum. Neden ? sorusunu sık sık sorarım. Araştırmadan, okumadan, görmeden hiçbir şeye inanmam.
Enerji çalışmalarına olan ilgim 30lu yaşların başlarında başladı bende. Bir çok insanı takip edip yazılarını okudum. Videolar izledim. Kitaplar okudum. Yine de inanmadım. Çünkü bilinç altımda, yetişme tarzımda var olan belli kalıplar vardı ve benim için bunlar tamamen insanları oyalayan saçma şeylerdi. Genel yapı itibariyle tabiyki çevresel faktörlerimizi unutmayalım gergin ve biraz da agrasif yapıda bir insanım.(insandım) Bu yüzden de migrenim, boyun ve sırt ağrılarım yıllardır benimle birlikte hayatımın içindedir. Hatta öyle şiddetli hale gelmiş bir migrenim var ki geçici körlük adı verilen durumu da sık sık yaşarım. (yaşardım )
1 yıl kadar bıkmadan takip ettiğim bu işlerde eğitmen olduğunu iddia eden bir kadının meditasyon çalışmasına gitmeye karar verdim. Deneyimleyip işte bak saçma sapan bir şey diyebilmekti amacım.
O gün yapılan çalışma, konuşmalar hoşuma gitti. İnandım mı olup bitene tabiyki hayır. Ama değişiklik yeni insanlar tanımak iyi geldi. Bir daha deneyebilirim dedim. Sonra bir daha. Sonra bir daha. Aradan 2-3 ay geçti ve ben hiç aksatmadan bu çalışmalara katılmaya devam ettim.
Bir gün bir arkadaşım iş yerime geldi. Sırt ağrılarım ve boyun ağrım için doktora gidip gitmediğimi sordu. O gün fark ettim. Ben o çalışmalara başladıktan sonra hiç bir şekilde sırt ağrısı, boyun ağrısı ve migren ağrısı yaşamamıştım.
Enerji çalışmalarında çeşitli eğitimler var. Bunlardan bir kaçını da aldım. Hatta bir tanesinde şu an master ım . Yani hocası oldum :) Enerji çalışmaları sadece enerjinizi yükseltmiyor, arkadaş çevrenizi, hayata bakış açınızı tamamen değiştiriyor. Hayata karşı olan korkularınızı yok ediyor. Daha sakin, daha akışta, daha An da olmayı öğretiyor. Pembe gözlük alıp takmıyorlar gözünüze. Alın hayat toz pembe, her şey mükemmel, her şey olağan üstü güzel olacak kimse demiyor. Sadece farkındalığınız artıyor. Tabiyki arada güzel süprizleri de hayatınıza çekebiliyorsunuz ;)
* Reiki
* Kundalini reiki
* Regrasyon Eğitimi
* Aile dizilimi
Birçok enerji çalışması var. Bence araştırmadan, bilmeden, deneyimlemeden ön yargılı olmamak lazım.
01.12.2018 Aeden
1

Okların kırılganlığı

Bir zamanlar, bir yerlerde, yaşlı eşiyle mutluluk ve huzur içinde yaşayan yaşlı ve bilge bir adam varmış. Yaşlı ve bilge adamın dört oğlu varmış. Bir gün, oğullarına, ömürlerinin sonuna kadar onlara ışık tutacak, torunlarına da aktarabilecekleri bir ders vermek istemiş. Her birisi çok başarılı okçu olan oğullarının hepsini yanına çağırmış.

Önce her birisinden aldığı birer adet oku kendilerine iade edip kırmalarını istemiş. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Çocuklar okları rahatlıkla kırıyorlarmış.

Okların birer birer rahatlıkla, kolayca kırıldığı anlaşılınca, yaşlı ve bilge adam, çocuklarının verdikleri okları üçer üçer vermelerini istemiş. Üçer üçer aldığı okları, üçerli gruplar halinde birleştirip, oğullarına iade etmeye ve kırmalarını istemeye devam etmiş. Çocuklar, biraz zorlanmışlar, ama yine de okları kırmayı başarmışlar.

Sonunda öykümüzün babası, okları beşer beşer istemiş, beşer beşer birleştirmiş ve oğullarının kırmalarını istemiş. Her birisi çok seçkin okçu olan, güçlü, kuvvetli genç adamlar bu kez okları kıramamışlar.

Ve yaşlı ve bilge adam çocuklarına şöyle demiş;
"Evlatlarım, hayat böyledir. Tek tek davranırsanız, hayattaki güçlükler sizi kolayca alt eder, güçlüklerle baş edemez, yenilirsiniz. Ama birlik olursanız, hiç bir güçlük, hiç bir düşman, size zarar veremez, her türlü güçlüğe başarıyla göğüs gerersiniz ve def edersiniz."
01.12.2018 Geni
2

Dış Güçler

İçeride değil dışarıda olduğu iddia edilen güç sahipleridir. Bu sözü en çok Cumhurbaşkanımız, devlet yönetiminde söz sahibi kişiler ve AKP mensuplarından duyuyorum. Lakin kimi veya neyi işaret ettiklerini anlamakta biraz zorluk çekiyorum.

Önce içerinin neresi olduğunu anlamamız lazım ki böylece dışarıyı tanımlayabilelim. Çok derine iner ve kişinin kendini baz alırsak kendi haricindeki herkes dış güç oluyor. Ancak bu sözü çokça duyduğum kişileri düşünürsek, konuyu devlet bazında ele aldıklarını ve kast ettiklerinin yabancı devletler olduğunu zannediyorum. Örneğin Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa ve belki birazcık da Rusya.

İyi de niye böyle yuvarlak ve sisli bir ifade kullanılıyor, neden açıkça "Amerika'nın oyunlarıdır bunlar" denmiyor. Denirse "kadim dostumuz" Amerika ile aramız mı bozulur? Eğer Amerika kast ediliyorsa "Dış güçler" denildiğinde Amerika yönetimi kendilerinin kast edildiğini anlamıyor mı? Bu kadar mı mal bu Amerikalılar :)

Pek mümkün görünmeyen ancak beyin fırtınası olması adına iki tahmin daha eklemeliyim. Bunlardan ilki işaret edilenin dünya dışı canlılar yani uzaylılar olması. İkincisi, dindar bir grup bu ifadeyi kullandığı için metafizik alemdeki varlıkları olabileceğidir.

Devlet yönetimindekilerin aklına gelmeyen bir kullanımı tarzı daha olabileceğini eklemek isterim. Şöyle ki ortaya hayali bir düşman ya da düşmanlar çıkarıp, tüm başarısızlıklarımızı onların üzerine yıkabiliriz. "Sorun bizde veya yaptığımız işte değil, bizi çekemeyen hatta kıskanan dış güçlerde" diyebilriiz. Örneğin öğrenci iseniz ve karnenizde zayıf varsa, aileniz neden zayıf olduğunu sorduğunda "dış güçlerin oyunları babacım" diyebilirsiniz. Bir işi zamanında bitiremediğinizde patronunuza "dış güçler bizi kıskanıyor" diyebilirsiniz. Bence mükemmel bir hayali düşman, herkes bir tane sahip olmalı.

İyi ki varsın Dış Güçler
26.11.2018 huso
4

Kapitalizm

Aslında şöyle bir baktığımızda bütün düzeni para üzerine kurulu olan sistem.
19.11.2018 ansyfatyfn
1

Büyük K'nin emekliye ayrılması

Hani Kurtuluş Savaşı'nda yırtıp attığımız anlaşmasıyla meşhur Fransa'nın Sevr kasabası vardır ya, orada hava geçirmeyen iç içe cam fanuslar içinde saklanan bir ağırlık ölçü birimidir Büyük K, Fransızların tabiriyle "Le Grand K" (Kiloların kilosu anlamında) yani dünyada kullanılan tüm ağırlık ölçü birimlerinin kalibrasyonunun referans ölçüsü olan nesne, ki pound, libre gibi farklı ağırlık ölçüleri kullanan ülkelerin laboratuvarlarında bile bu hassas kilogram kullanılmaktadır, ağırlığın ölçümünde en ufak bir oynama olmasın, ölçüler bozulmasın diye kilitli, kimsenin göremeyeceği bir kasada saklanmaktadır. %10'u iridyum %90'ı platinden üretilmiş bu nesnenin kopyaları üretilerek dünyada çeşitli merkezlere teslim edilmiş. Bizdeki, Büyük K'nın 54 numaralı kopyası olarak üretilmiş, Tübitak'ta saklanan kopya da dünyadaki diğer kopyalar gibi 40 yılda bir Paris'e çok özel şartlarda gönderilerek, doğruluğu ölçülmekte ve daha sonra gerekli düzeltmeler yapılarak geri gönderilmekteydi. Türkiye'deki diğer hassas ölçü işlemlerinde kullanılan kilogramlar da bu kopya'dan üretildiğinden bu kalibrasyonun ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Sadece 3 kez yapılmış olan bu ölçümler sırasında bir sorun ortaya çıktı. Dünya'daki ağırlık ölçüleri zaman içinde ilk değerinden kaymaktaydı. Bilim adamları, orijinal kilogramın 54 mikrogram ağırlık kaybettiğini hesapladılar. Bunun fazla önemli olmadığını düşünebilirsiniz, ama cep telefonunun içindeki silikon çipte bu oranda bir hata olmasının nelere yol açabileceğini düşünün.Cam fanuslar içinde de saklansa, radyoaktif bozunma ve bilinmeyen bozucu etkiler, bilim adamlarında, bu birimin şaşmazlığını korumak adına, daha evrensel olan ve bir nesneye bağımlı olmayan ölçü yöntemlerine geçme yönünde eğilimler doğmasına yol açmıştı. 16 Kasım 2018'de yine Fransa'da ağırlıklar ve ölçü birimlerinin ele alınacağı bir konferans toplanacak. Sadece kilogram'ın değil, 7 adet evrensel ölçü biriminden 4'ünün toplu biçimde yeni yöntemlere bağlama konusunda bir karar alınacak. Ağırlıklı olarak Planck ölçü birimlerine geçme önerisi konuşulmakla beraber farklı fikirlerin de olmasından dolayı bir oylama yapılacak. 20 Mayıs 2019 tarihinde bizde de dahil, dünyanın geri kalanında da yeni yöntem kullanılmaya başlayacak. Belki Sevr'deki Le Grand K saklanmaya devam edecek yine ama, 1889 yılından bu yana yürüttüğü kalibrasyon görevinden emekli olup, bir müzede hatıra eseri olma dönemine geçecek gibi görünüyor.
04.11.2018 geronimo
2

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

İlk yarısı Ryan Donk'un 31. dakikada bulduğu golle ev sahibi takımın 1-0 üstünlüğüyle kapanan karşılaşmada, sarı kırmızlılar 49. dakikada farkı Martin Linnes'le ikiye çıkardılar.

Sarı lacivertliler kazandıkları penaltı vuruşunda 65. dakikada Mathieu Valbuena ile farkı bire indirdiler. Siqueira Jailson 72. dakikada Fenerbahçe adına bulduğu golle skor tabelasına eşitliği getirdi.

Karşılaşmada başka gol olmadı ve maç 2-2 sona erdi.

Son düdükle beraber sahalarda görmek istemediğimiz olaylar yaşandı. Oyuncular birbirine girdi. 90+5. dakikadan Younes Belhanda ile Roberto Soldado arasında yaşanan pozisyonla başlayan tartışmalar, karşılaşma bitiminde iki takım futbolcuları arasında yumruk yumruğa kavgaya dönüştü. VAR uygulamasına başvuran hakem Fırat Aydınus, Fenerbahçe'den Roberto Soldado ve Siqueira Jailson'a, Galatasaray'dan Badou Ndiaye'ye kırmızı kart gösterdi.

Bir yanda, Fenerbahçe'de Lefter Küçükandonyadis, Selçuk Yula, Toni Schumacher, Alex de Souza, Galatasaray'da Metin Oktay, Cevat Prekazi, Zoran Simoviç, Gheorghe Hagi gibi yıldızlarla izleyip, içimizi kıpır kıpır eden derbiler, diğer yanda bugünün heyecan uyandırmaktan uzak kadroları.

Özledik.
02.11.2018 Geni
3

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

Fenerbahçe'nin en zor dönemlerinde oynadığı Galatasaray karşılaşmalarında galibiyet elde edip camiada yalancı bahar havası yaşanması 20. yüzyıldan 21. yüzyıla miras kalan en ilginç olgulardan birisi. Fenerbahçe'nin teknik direktörsüz geçirdiği bir haftadan sonra çıkacağı karşılaşma daha önce pek çok kez tecrübe edilen örneklerdeki gibi olmaya aday.

Diğer yanda Galatasaray da bu tür karşılaşmalarde yenilip, taraftarını Fenerbahçe taraftarları karşısında mahçup ettikten sonra şampiyonluk sevinci yaşama konusunda yüksek bir oran yakalamış durumda.

Bahis şirketleri Galatasaray'ı favori gösteriyorlar. Oranların Galatasaray lehine daha düşük olmasını beklerdim. Yurtdışı bahis şirketleri Galatasaray galibiyetine 2.0, Fenerbahçe galibiyetine 3.8 gibi bir oran veriyorlar.
02.11.2018 Geni
2

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

Nihayet zurnanın "zırt" dediği yerdeyiz. Bu terimi neredeyse her derbi için kullanıyoruz ama bu sefer sanki gerçekten öyle gibi görünüyor. Geçtiğimiz hafta Malatya deplasmanında oynadığı (oynayamadığı) futbolun karşılığını tam olarak alan ve liderliği bırakan Galatasaray Süper Lig'de 7 maçtır yenemediği, 5 maçtır gol dahi atamadığı Fenerbahçe'yi sahası Türk Telekom Stadyumu'nda ağırlayacak. 2 Kasım 2018 Cuma Günü TSİ 21:00'de oynanacak maçı Fırat Aydınus yönetecek. Geçtiğimiz hafta sahasında renktaşı Ankaragücü'ne 3-1 kaybederek 9 puanda kalan ve 15. sırada yer alan Fenerbahçe Cocu, ile de yollarını ayırdı. Hatta öyle ki Cocu takım otobüsüne bile binmedi. Böylece biz taraftarların yıllardır bu tip mağlubiyetler sonrası söylediği "Bu adamı otobüse bile almayacaksın." özlü sözü de nihayet gerçek oldu. bu iki istim üzerindeki (!) takımın mücadelesinde ne olup biteceğine İDDAA yönetimi de henüz karar verebilmiş değil. Galatasaray için 1,60 dan açılan oran sırasıyla 1,80 - 1,85 olarak değişirken yazıyı yazdığım bu saat itibariyle oran 1,75. Maç saati neler olur bilinmez.
Galatasaray'da sakatlığı sebebiyle ilk yarıyı kapatan Emre Akbaba, sakatlığı süren Fernando Reges, Yuto Nagatomo ile sarı kart cezalısı Mariano forma giyemeyecek.
Fenerbahçe'de ise kadro dışı olan Volkan Demirel, Aatıf Chahechouhe ve Nabil Dirar,sakat olan Mehmet Topal, Mehmet Ekici, Tolga Ciğerci ve Oğuz Kağan Güçtekin ile kırmızı kart cezalısı Islam Slimani forma giyemeyecek.
Fırat Aydınus'un yönettiği maçlarda Galatasaray 2 galibiyet alırken, Fenerbahçe 3 maçtan galip ayrılmış. 3 maş ise beraberlikle sonuçlanmış.
01.11.2018 Ozgur
4

Sonsuzluğu bilen adam

1887 yılında Hindistan’ın Madras kentinde Brahman kastına ait bir ailenin oğlu olarak doğar. Kısa ömründe sonsuzluğu anlamaya en çok yaklaşacak olan bu dahi, Matematik dünyasının gizemli çocuğu Srinivasa Ramanujan’dır. Matematik dehası tartışmasız olan bu matematikçinin hayatının diğer her alanı şaşırtıcı derecede anlamsız hatalar ve saçmalıklarla doludur. Çocuk yaşta matematik becerilerini kullanarak kazandığı bursu, diğer dersleri tamamen ihmal etmesi nedeniyle kaybeder. Yine de ona inanan yardımsever insanlar ve dindaşları (Hindular) sayesinde hayatını sürdürür. Evlendiğinde ailesine bakabilmek için düşük maaşlı bir işe girmesi, buna rağmen matematik araştırmalarından vazgeçmemesi ona bir başka kapıyı açacaktır. Ancak, sonsuzluğu araştırırken sağlığı ve ömrü sıfıra yaklaşacaktır. İlk olarak bir yakının tavsiyesiyle İngiltere’de devrin ünlü matematikçisi George Hardy’e gönderdiği teoremleri ilginç bulunacak ve Londra’ya davet edilmesini sağlayacaktır. Ancak normalde burada mutlu sonla bitecek olan hikaye saçmalıklar serisine devam eder ve gıdasına dikkat etmeyen Ramanujan, hindu inanışları nedeniyle hayvansal gıdalardan uzak durması ve İngiltere’de kışın sebze bulamaması ve başkalarının pişirdiklerini yememesi nedeniyle sağlığını kaybeder. 1920 yılına kadar defterler dolusu matematiksel buluşları olan bu gizemli genç adam, verem hastalığı ve muhtemelen arka planda seyreden karaciğer hastalığı nedeniyle ölüme yaklaşır. 1919 yılında bir ümit iyileşeceğini düşünerek ülkesine döner. Ancak bu iyileşme gerçekleşemez. İngiltere'de vereme yakalanmasının sebebi de belki de ülkesinde olduğu gibi battaniye ve çarşafların içinde değil de yatağın en üstüne yatmasındandır. Çözdüğü problemlerde ilahi düzeyde bir ilham ve yaratıcılık bulunan bir insanın bu kadar basit konulardan dolayı kaybedilmiş olması tam bir trajedidir. Sonsuzluğu şaşırtıcı şekilde iyi tanıdığını anlamamızı sağlayan buluşları, onu gerçekten sonsuzluğa taşımıştır ama bir 15 yıl daha yaşasaydı insanlığın aydınlanmasına neler katabilirdi? Düşünmeye değer…
Kendisine atfen şu hikaye dilimizdeki dirsek çürütme deyimini içermesi açısından anlamlıdır. Ramanujan ile Sandow adındaki arkadaşı arasında şu konuşma geçmiştir:

Sandow: Ramanju, herkes sana dahi diyor, biliyor musun?

Ramanujan: Ne? Ben bir dahi? Dirseğime bak, deham nereden geliyor anlatayım.

Sandow: Çok ilginç neden dirseğin bu kadar pürüzlü ve çürümüş?

Ramanujan: Dirseğim olmasa ben dahi olamazdım! Gece ve gündüz hesaplamalarımı karatahta üzerinde yapıyorum. Bunu silmek için bir bez kullanmak bana çok vakit kaybettireceğinden, dakikada bir yazdığım bir şeyi düzeltmek için dirseğimle siliyorum.

Sandow: Peki bu kadar fazla hesaplamayı neden bir karatahtaya yapıyorsun? Neden kağıt kullanmıyorsun?

Ramanujan: Yemek bulmak bile benim için bir sorun, kağıt için parayı nasıl bulabilirim?

Ramanujan'ın hayatı hakkında 2015 yılında Rober Kanigel'in aynı adlı kitabından esinlenen "Sonsuzluğu bilen adam" filmi yapılmıştır. Filmde Ramanujan'ı hint asıllı İngiliz aktör Dev Pattel canlandırırken eşi Janaki'yi yine hint asıllı Amerikalı aktris Devika Bhise oynamıştır.
31.10.2018 geronimo
2

Şehrin ışıkları, yıldız katili

Bu konuyu ışık kirliliği olarak adlandırabiliriz. İnsanların geceleri gökyüzündeki nesneleri göremeden yetişmeleri, sirkadyan döngülerini bozacak muhtemelen. Şu anda ay dışında gece gökte nesne görebilen şehirli sayısı azdır. Onu da eskisi gibi muhteşem bir tablo güzelliğinde değil, üzeri çamura bulanmış bir sokak lambası kıvamında görebiliyoruz. Bu gidişle içimizde hormonları ve enzimleri düzenleyen ritmleri kaybedeceğiz. Gündüz ve gece ışık farkının azalması da çok tehlikeli. Şehir hayatı stresinin önemli bir bölümü bundan kaynaklanıyor, (trafik ve gürültüden sonra en sinir bozucu üçüncü etken budur muhtemelen) Doğanın dengesini bozarak kendi geleceğimizi tehdit ettiğimiz yetmiyormuş gibi, kendi dengemizi de fena halde bozmuş durumdayız. Bu gidişle hep biraz bezgin ve yorgun, hep sinirli ve en ufak bir olayda birbirimizi kırmaya hazır biçimde yaşamaya devam edeceğiz.
Sonunda bu gezegende yaşanır ortamı tamamen yok edersek yıldızlar ve galaksiler şahit olacak ve eski bir şarkıda söylendiği gibi mehtap ve deniz gülecek halimize...
27.10.2018 geronimo
2

Komünizm

Komünizm; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortaklaşalığına dayanan sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir.
20.10.2018 ansyfatyfn
1

Şehrin ışıkları, yıldız katili

Krallık dönemi, komünizm dönemi, anti-komünizm dönemi, derken sonunda tüm organlarını bankalara ipotek ederek rantiye dönemine de geçmekte olan şehir, ergenlik dönemini bitirmek üzere bir gencin, yetişkinliğe adım atmaya çalışmasındaki gibi dış görünümüne de çok düşkün. Zannediyor ki ne kadar çok ışık olsa, o kadar büyümüş olacak. Yaşıtı tüm şehirler böyle düşünmüyor mu zaten? Herkes yanılıyor olamazdı. Açmış ışıkları sonuna kadar.

Yıldızlar yenik düşmüş bu ışıklara. Şehre yakın yerlerde sanki yıldız katliamı olmuş, sanki soykırıma uğramış yıldızlar. Şehrin üzerinde gökyüzü sanki çöl, sanki atom bombası yemiş Nagazaki, Hiroşima. Şehir ışıkları şehirdeki yıldızlara saldırırken, tarlada çalışmakta olduğu için tesadüfen hayatta kalmayı başarmış ırgatlar gibi yalnız, az sayıda, dağdaki yıldızlar. Sanki tarlaya giderken farkında olmadan sınırı geçmişler, diğer ülke toprağında oldukları için saldırı onlara zarar vermemiş. Ve çok değil, akşam henüz başlarken evde bıraktıkları eşleri, çocukları, ailelerine mezar olmuş şehir bu yıldızların, çok acı çekiyorlar. Şehir, onları istiyor. Doyamamış öldürdüğü yıldızlara. "Verin onları bana" diyor, "icaplarına bakayım".

Dağdaki yıldızlar çaresizce göz kırpıyorlar, çığlıklarını duyurabilmek için dağdaki doğasever insanlara. "Ne olur bizi teslim etmeyin şehre. Teslim ederseniz, şehir bizi de idam edecek." diye sesleniyorlar.
20.10.2018 Geni
2

Komünizm

Kapitalizmin düşman kardeşi, ve kapitalizmle birlikte batı medeniyetinin ürettiği iki temel felsefi, sosyal, toplumsal ideolojiden biridir. Fikir babası Karl Marks, tarafından 19. Yüzyılın ikinci yarısında geliştirilmiş, ve bir manifesto ile ilan edilmiştir. Manifesto oldukça kısa bilgiler içerir ve temelde dünya işçilerine kendilerini köleleştiren toplumsal düzene karşı bir ayaklanma çağrısıdır. Komünizmin felsefi, ideolojik ve tarihsel olarak derinlemesine incelenmesi ise Marks’ın Das Kapital adlı kitabında yer alır. Bu kitapta filozof Hegel’in ortaya koyduğu diyalektik materyalizm felsefesi kullanılarak insanlık tarihi incelenmiş ve halkların ekonomik sınıflara ayrılmasının genel örüntüsü yine devletlerin tarihsel olarak yönetim biçimleri çerçevesinde ele alınmıştır. Marks’a göre komünizm, kapitalizmin artık değer üretimini sömürdüğü ve ezdiği işçi sınıfının ayaklanması sonucu kapitalist düzenin yıkılması sonrasında ilk etapta kurulacak olan proleter diktatörlüğün uygulamalarıyla, bir geçiş süreci ile ulaşılacak olan ve devletin de ortadan kalkacağı en son ideal düzendir.
Ancak Marks’ın, sürekli genişlemeye ihtiyaç duyacağı kapitalizmin haksız sömürüsü sonucunda işçi sınıfının giderek daha fazla ezileceği, sonunda eşitsizliğe ve haksızlığa karşı ayaklanarak komunist devrim yapacağı öngörüsü gerçekleşmemiştir. Komunist devrim, yani komünizme ulaşmak için yapılan ayaklanma, beklenmedik bir şekilde kapitalizmin son aşamasında olan bir ülkeden değil, feodal toprak ağalarına dayanan bir emperyal monarşi olan Rusya’da gerçekleşmiştir. Yani kapitalizmin sınırlarına ulaşmayı bırak, bundan çok daha ilkel düzeyde bir devlet yapısı, Marks’ın öngördüğü ihtilali, sömürünün büyük ölçüde uygulandığı, gelişmiş kapitalist toplumlardan önce gerçekleştirmiştir. Bu bile aslında Das Kapital’in tarihsel tespitleri ile gelecek öngörüleri arasındaki en önemli fark değildir. 1917’de gerçekleşen Ekim devrimi adıyla bilinen Bolşevik ihtilali, komünizm hedefleyen ilk başarılı ihtilal olmasına karşılık, sınırsız doğal kaynaklar ve büyük insan gücünün yönetimini ele geçiren Viladimir İlyeviç Lenin’in eşitlik ve adalet sözü verdiği sınıflar sonrasında Stalin’le devam edecek baskı ve totaliter uygulamalarla karşılaştırmışlardır. Ayrıca Das Kapital’de öngörülemeyen bu başarısını açıklamak için Bolşevikler, Komunist ideolojiye ilaveler yapmak zorunda kalmıştır. Örneğin Asya tipi üretim, yani feodal aristokratların (bir nevi ayrıcalıklı aşiret reislerinin) ezdiği köylü sınıfının içinde bulunduğu durumu da işçi sınıfı kategorisine alınmıştır. Ayaklanmalarını bu sınıfın iktidarı ele geçirmesi olarak nitelediklerine göre komünizme geçiş süreci başlamış olmalıydı fakat olmadı. Değişik görüşlere sahip, Lenin, Stalin, Mao, Enver Hoca, Tito gibi devleti ele geçiren ya da devletin başına gelen komunistler ülkelerini, aslında komünizme değil de ayrıcalıklı bir sınıfın oluşup, halkı en ince ayrıntısına kadar kontrol eden ve ekonomik anlamda başarısız sistemlere dönüştürmüşlerdir. İnsanlık idealleri ile komünizm idealleri birbirine yakın olsa da ikinciyi zorlamak ilkinden uzaklaşmayla sonuçlanmıştır.
Bu temelde bir yanlışlık olduğu fikri ünlü sosyalist Bertrand Russell tarafından “Neden Komunist Değilim” adlı makalesinde dile getirilmiştir. Russell Marks’ı kafası karışık bir insan olarak tarif eder. Russell’a göre Marks’ın, kendisine yapıldığını düşündüğü haksızlıklara isyan eden, nefret dolu kişiliğinin, ideal bir düzen değil de bilinçsiz bir şekilde insanların sonsuza kadar baskı altında yaşamasıyla sonuçlanacak olan, şiddet yoluyla gücün el değiştirmesini savunmasına yol açmıştır.
Russell’ın savunduğu sosyalizm olarak bilinen ve Dünyada gerçekten uygulanabilmiş devlet düzeni, Kapitalizmle, komünizmden bazı özellikler içeren karma bir düzendir. Ancak bu düzen Marks’ın nefret dolu öngörülerinden arındırılmış insanlık ideallerini temsil etmekte ve hedeflemektedir, önemli ölçüde barışçıldır. Yine de uzun vadede başarılı kabul edilse de sosyalist ülkelerde ekonomik başarının kısa vadede düştüğü ve toplumun bireysel girişimin hırs ve motivasyonunu yeterince değerlendiremediği gözlemlenmiştir.
Bir başka Komünizm eleştirisi de edebiyatta kara mizah türünün en ünlü örneklerinden George Orwell’in Hayvan Çiftliği romanında yer alır. Burada da çiftliği ele geçiren bir grup domuzun uygulamaları komunist devrimin yanlış uygulamalarını temsil edecek şekilde hicvedilir.
Bir anlamda komünizm, aslında utopia’nın distopia’ya dönüşmesinin en büyük ölçekli halidir. 1980’li yılların sonundan itibaren gerilemeye başlayan komünizm hayali sonunda en büyük örneği Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla belirsiz bir geleceğe kalmıştır. Bugün Komunist olma iddiasında kalan iki devletten biri Küba diğeri de Kuzey Kore’dir. Bu arada bunlardan Küba’nın bu ideale en çok yaklaşan devlet olduğunu belirterek devrimin liderleri Che Guevara ve Fidel Castro’nun hakkını teslim edelim.
12.10.2018 geronimo
1
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın