Facebook'ta Ana Sayfa

PAMUK ÇIRÇIR

Pamuk bitkisi kök, sap, yaprak, çiçek ve tohumdan oluşmaktadır. Tür ve varyetesine göre 60-120 cm, ağaç halinde olanlar ise 5-6 m boylanabilir. Pamuk 30-100 cm derine, 50-80 cm yanlarına uzanan kazık köke sahiptir. Toprak yüzeyinin 8-10 cm altında ilk yan kökler meydana gelir Bunlar yatay olarak büyürler. Yan köklerin sayıları 3-4 tanedir. Her biri tekrar dallanarak etrafa yayılır. Epidermis hücrelerinin dışa doğru uzaması ile sayısız emici tüyler meydana gelir. Genel olarak kök toprakta dik olarak ya da bir süre sonra zigzag çizerek devam eder. Uygun koşullarda kök uzunluğu 1.5 m ye kadar ulaşabilir.Afrika’da, çok yıllık ağaç şeklinde olan pamuk çeşitleri de vardır. Pamuk gövdeleri dik, dallanmış ve çok tüylüdür. Yapraklar uzun saplı, parçalı ve tabanı kalp şeklindedir. Çiçekler saplı ve yaprakların koltuğunda tek tek bulunur. Dış çanak yaprakları üç parçalı, taç yaprakları ise beş serbest parçalıdır. Meyve, olgunlukta açılan veya kapalı kalan, 3-5 gözlü bir kapsüldür. Bu kapsüle koza da denir. Her gözde siyahımsı renkli, oval şekilli ve üzeri uzun, sık ve beyaz renkli tüylerle örtülü 5-10 tohum bulunur. Pamuk tohumu, etrafındaki bu tüy veya liflerle beraber kütlü adını alır.Pamuk, alüvyonlu ve kuvvetli toprakları sever. Derin sürülmüş ve iyi gübrelenmiş topraklara ekilir. Ekim; sıcak bölgelerde şubat, soğuk bölgelerde mart-nisan aylarında yapılır. Ağustos ve eylülde hasat edilir. Pamuk için en büyük tehlike yağmurlardır. Yağmurlar, verimin ve kalitenin düşmesine sebep olur.Pamuk çeşitleriTürkiye’de yetiştirilen pamukların tamamı orta lifli upland pamuklar olup birçok çeşidi kullanılmaktadır. TÜRKİYE de Yaygın olanları; bayer gloria , glodya Özaltın lodos gibi çeşitler olup özellikle ege bölgesinde yoğun ekimi yapılmaktadır. Toprak HazırlığıPamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte,yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli ve alüviyal olması gerekir. İşlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler ,tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı, yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler (dipkazan) adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.EkimYüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir. İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır:Tohumluk çiğit iri, dolgun, büyüklüğü, biçimi ve rengi bir düzende olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.Selektörlermiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek, yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.
Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.Havı alınmış olmalıdır.Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının, 15oC’ye ulaşmış olması gereklidir. Bölgelere göre ve yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte, Çukurova Bölgesinde 25 Mart-30 Nisan tarihleri genellikle en uygun ekim zamanıdır.Ekim işlemi mibzerle sıraya yapılır. Ekim derinliği, toprak koşullarına bağlı olmakla birlikte genellikle 3-4 cm’dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5 ila 10 gün içinde gerçekleşir. Erken çimlenme sağlamak için tohum ekimden birkaç saat önce ıslatılmalıdır. Yetersiz çimlenme görülmesi durumunda hemen ikinci bir ekim yapılması önerilir.BakımPamuk yetiştiriciliğinde bakım işleri seyreltme, çapalama ve uç almadır. Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir. Bitkiler henüz 4 yapraklı iken (yaklaşık 10 cm) 5-6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme) yapılır. Genellikle ilk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır. Ekimden sonra görülen yabancı otların elle veya kazayağı ile çapalanarak yok edilmesi gerekir. Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir. Kozalar açmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma işlemi denir. Bu işlem, geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır. Bu işlem bazı büyüme düzenleyicileri aracılığı ile de yapılabilir. Gelişmesi normal olan bitkilerde, uç almaya ya da büyüme düzenleyicisi kullanılmasına gerek yoktur.Sulama Pamuk bitkisinin su ihtiyacı, değişik iklim ve toprak koşullarına göre 400 ile 600 mm kadardır. Pamuk yetiştirilen bölgelerde yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı, sulama yoluyla verilmelidir. Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır. Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, gelişme dönemindeki sıcaklık ve havanın nisbi nemine bağlı olarak değişir. Bölgemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak yüzey sulama(karık,border) yöntemleri, en yaygın yöntemdir.(kararında sulama )
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Pamuk yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri, iklim koşulları ve uygulanan tarımsal mücadele ile yakından ilgilidir. Yüksek nem ve sıcaklık , hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bu nedenle, özellikle Çukurova bölgesinde 4-5 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.
Gübreleme
Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı, iklim ve toprak koşullarının yanı sıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. Kullanılacak gübre çeşidi ve miktarının belirlenmesinde toprak analizleri mutlaka yaptırılmalıdır.
Hasat Harman
Kozaların olgunlaşması ile birlikte pamuk hasadına başlanır. Hasadın başlama tarihi, yörenin iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Hasat, Çukurova bölgesinde Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına kadar devam eder.
Makineli Pamuk Hasatı
Pamuk hasadı, ülkemizde genellikle 2-3 kez ve elle toplanarak yapılır. Birinci elde toplanan pamuk, iyi kalite özelliklerine sahiptir. Ülkemiz genelinde görülen tarım sektöründeki işgücü sıkıntısı, pamuk hasadının elle yapılmasını ekonomik olmaktan çıkarmıştır. Bundan dolayı pamuk hasadında mekanizasyona geçiş kaçınılmazdır. Burada en önemli faktör, makineli hasada uygun pamuk çeşitlerinin ve tarım tekniklerinin tatbik edilmesidir. Ülkemizde son yıllarda makine ile hasada ilişkin bir çok çalışma ve uygulama yapılmaktadır.
13.11.2018 OGUZ GOHER

PAMUK ÇIRÇIR

(Gossypium hirsitum), ebegümecigiller (Malvaceae) familyasından anavatanı Hindistan olan kültürü yapılan bir bitki türüdür.Arkeolojik kanıtlar gerek Hindistan gerek Güney Amerika’da birbirinden bağımsız olarak 6000 ila 7000 yıl önce pamuğun değişik türlerinin tarımının yapıldığı ve giyimde kullanıldığını göstermektedir. Eski dünyaya pamuk Hindistan’daki Harappa uygarlığından gelmiştir. Mezopotamya’dan da Eski Mısır’a geçmiştir.Pamuğun Arapça’daki ismi olan kutun (‘al kutun’) İngilizce’ye cotton, İspanyolca’ya algodón olarak geçmiştir. Pamuk için Türkiye’de yerel olarak üreticilerin kullandığı ‘pambuk’,’bambuk’ adının da, bugün kuzey Suriye’de yer alan Manbij şehrinin (Hierapolis Bambyce ya da Bambyke) başka dillerdeki değişik söylenişinden geldiği muhtemeldir.Türkiye’de Pamuk:Türkiye’de M.Ö. 330 yılına dek geriye giden uzun bir tarihçesi olmasına karşın asıl gelişmesini 11. yüzyılda Selçuklu Türkleri, 14. Yüzyılda Osmanlı Türkleri zamanında olmuştur. Türkiye Cumhuriyetin ilanından sonra ise pamuk tarımına büyük önem verilmiştir.
13.11.2018 OGUZ GOHER

PAMUK ÇIRÇIR

Pamuk, değişik kullanım alanlarıyla dünyada tarım, sanayi ve ticaret sektörlerinde önemli konumu olan ürünlerden birisidir. Artan dünya nüfusuna paralel olarak sanayileşen ve kalkınan toplumlarda, refah düzeyinin yükselmesi dünya pamuk tüketimini artırmış ve tüketim son yıllarda 19.5 milyon ton civarına yükselmiştir. 1996-1997 sezonunda dünyada 35 milyon hektarlık bir alanında, 20 milyon ton lif pamuk üretilmiş ve , dünya lif verimi 567 kg/ha olarak gerçekleşmiştir.Ülkemiz 7 yüz bin hektarlık ekim alanı, 8 yüz bin ton tutarındaki lif üretimi ve 1.125 kg/ha’lık lif verimi ile dünya pamuk üretiminde altıncı sırada yer almaktadır ve pamuk ipliğini başlıca İtalya, Belçika, İngiltere, İsrail, ABD, Almanya ve Mısır’a ihraç etmekteyiz.Son yıllarda gelişen tekstil sanayimiz ülkemizi pamuk ithal eden bir ülke konumuna getirmiş ve bu durumun GAP’ın muhtemel tamamlanma tarihi olan 2010 yılına kadar sürmesi beklenmektedir.Pamuk tarımına dayalı kaynakların (tekstil ve benzeri) ülkemiz açısından stratejik öneme sahip olan dışsatım gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu gözönüne alınırsa, pamuğun ham olarak ihracı yerine tekstil ürünleri olarak ihraç edilmesi dış ticaret dengesi dengesi açısından çok önemlidir. Pamuk, sadece tekstil sanayii için değil, yağ sanayi açısından da önemli bir tarım ürünüdür. Yan ürün olarak çekirdek kapçığı ve küspesi de değerli bir hayvan yemidir. Pamuk katma değer kazandıran bir ürün olmasının yanısıra, iyi bir istihdam kaynağı da oluşturulmaktadır.Pamuğun önemini artıran bir hususta, iklim koşulları bakımından dünya pamuk üretim alanlarının çok sınırlı olmasıdır.
13.11.2018 OGUZ GOHER

PAMUK ÇIRÇIR

Tekstil Ana hammaddesi olan Pamuk Türk Tarımı ve Ekonomisi içerisinde önemli bir konuma sahiptir.Pamuk, sentetik lif üretiminin sürekli artmasına karşın dünya tekstil sanayinde kullanılan hammaddeler arasındaki yeri ve önemini korumaktadır. Halen kullanılan dokuma hammaddesinin % 60′ı pamuktan sağlanmaktadır.Bir endüstri bitkisi olan pamuk, lifi ile tekstil, çiğidi ile yağ sanayiine hammadde olması, küspesi ile hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunması nedeniyle ülke ekonomisindeki yeri büyüktür.Ülkemiz de pamuk üç önemli bölgede üretilmektedir. Bunlar Ege, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleridir. Ege Bölgesi Türkiye’de en fazla pamuk üretilen bölge olup, tekstil sanayinin kullandığı en kaliteli pamuğu üretmektedir. Çukurova Bölgesindeki pamuk alanları ise önemli dalgalanmalar göstermekte ve giderek azalmaktadır.Bölgenin iklim şartları uygun olmasına rağmen, sulama olanaklarının henüz kısıtlı oluşu pamuk tarımını sınırlandıran en önemli faktördür.Yakın gelecekte GAP ulamalarının tamamlanması ile pamuk üretim alanlarının hızla artması ve Bölgedeki ürün deseni içinde yaklaşık %32′lik bir payla ile önemli tarımsal ürünler içerisinde yer alması beklenmektedir.
13.11.2018 OGUZ GOHER

PAMUK ÇIRÇIR

Tekstil endüstrisinin vazgeçilmez ana hammaddesi olan pamuk bitkisinin (çiğitli ) çırçır makinalarından geçirilmesi ile pamuk (mahlıç) ve çekirdeğin (çiğit) bir birinden ayırmaya yarayan sistem makine grubu bu işlemin sonunda mahlıç iplik yapılması için iplik fabrikalarına çiğit yağ ve küspe olmak üzere yağ fabrikalarına gönderilmektedir. Rafine edilen Pamuk yağı margarin ve kızartmalık yağ olarak kullanılmakta küspe hayvan yemi olarak kullanılmaktadır.
13.11.2018 OGUZ GOHER

Hayat

Yaşam ya da hayat; biyolojik açıdan, kimyasal reaksiyonlar veya bir dönüşümle sonuçlanan başka olaylar gibi bazı biyolojik süreçler gösteren organizmaların bir özelliğidir. Organik maddeler gelişme ve üreme yeteneklerine sahiptir.
13.11.2018 ansyfatyfn

Büyük K'nin emekliye ayrılması

Hani Kurtuluş Savaşı'nda yırtıp attığımız anlaşmasıyla meşhur Fransa'nın Sevr kasabası vardır ya, orada hava geçirmeyen iç içe cam fanuslar içinde saklanan bir ağırlık ölçü birimidir Büyük K, Fransızların tabiriyle "Le Grand K" (Kiloların kilosu anlamında) yani dünyada kullanılan tüm ağırlık ölçü birimlerinin kalibrasyonunun referans ölçüsü olan nesne, ki pound, libre gibi farklı ağırlık ölçüleri kullanan ülkelerin laboratuvarlarında bile bu hassas kilogram kullanılmaktadır, ağırlığın ölçümünde en ufak bir oynama olmasın, ölçüler bozulmasın diye kilitli, kimsenin göremeyeceği bir kasada saklanmaktadır. %10'u iridyum %90'ı platinden üretilmiş bu nesnenin kopyaları üretilerek dünyada çeşitli merkezlere teslim edilmiş. Bizdeki, Büyük K'nın 54 numaralı kopyası olarak üretilmiş, Tübitak'ta saklanan kopya da dünyadaki diğer kopyalar gibi 40 yılda bir Paris'e çok özel şartlarda gönderilerek, doğruluğu ölçülmekte ve daha sonra gerekli düzeltmeler yapılarak geri gönderilmekteydi. Türkiye'deki diğer hassas ölçü işlemlerinde kullanılan kilogramlar da bu kopya'dan üretildiğinden bu kalibrasyonun ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Sadece 3 kez yapılmış olan bu ölçümler sırasında bir sorun ortaya çıktı. Dünya'daki ağırlık ölçüleri zaman içinde ilk değerinden kaymaktaydı. Bilim adamları, orijinal kilogramın 54 mikrogram ağırlık kaybettiğini hesapladılar. Bunun fazla önemli olmadığını düşünebilirsiniz, ama cep telefonunun içindeki silikon çipte bu oranda bir hata olmasının nelere yol açabileceğini düşünün.Cam fanuslar içinde de saklansa, radyoaktif bozunma ve bilinmeyen bozucu etkiler, bilim adamlarında, bu birimin şaşmazlığını korumak adına, daha evrensel olan ve bir nesneye bağımlı olmayan ölçü yöntemlerine geçme yönünde eğilimler doğmasına yol açmıştı. 16 Kasım 2018'de yine Fransa'da ağırlıklar ve ölçü birimlerinin ele alınacağı bir konferans toplanacak. Sadece kilogram'ın değil, 7 adet evrensel ölçü biriminden 4'ünün toplu biçimde yeni yöntemlere bağlama konusunda bir karar alınacak. Ağırlıklı olarak Planck ölçü birimlerine geçme önerisi konuşulmakla beraber farklı fikirlerin de olmasından dolayı bir oylama yapılacak. 20 Mayıs 2019 tarihinde bizde de dahil, dünyanın geri kalanında da yeni yöntem kullanılmaya başlayacak. Belki Sevr'deki Le Grand K saklanmaya devam edecek yine ama, 1889 yılından bu yana yürüttüğü kalibrasyon görevinden emekli olup, bir müzede hatıra eseri olma dönemine geçecek gibi görünüyor.
04.11.2018 geronimo
2

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

İlk yarısı Ryan Donk'un 31. dakikada bulduğu golle ev sahibi takımın 1-0 üstünlüğüyle kapanan karşılaşmada, sarı kırmızlılar 49. dakikada farkı Martin Linnes'le ikiye çıkardılar.

Sarı lacivertliler kazandıkları penaltı vuruşunda 65. dakikada Mathieu Valbuena ile farkı bire indirdiler. Siqueira Jailson 72. dakikada Fenerbahçe adına bulduğu golle skor tabelasına eşitliği getirdi.

Karşılaşmada başka gol olmadı ve maç 2-2 sona erdi.

Son düdükle beraber sahalarda görmek istemediğimiz olaylar yaşandı. Oyuncular birbirine girdi. 90+5. dakikadan Younes Belhanda ile Roberto Soldado arasında yaşanan pozisyonla başlayan tartışmalar, karşılaşma bitiminde iki takım futbolcuları arasında yumruk yumruğa kavgaya dönüştü. VAR uygulamasına başvuran hakem Fırat Aydınus, Fenerbahçe'den Roberto Soldado ve Siqueira Jailson'a, Galatasaray'dan Badou Ndiaye'ye kırmızı kart gösterdi.

Bir yanda, Fenerbahçe'de Lefter Küçükandonyadis, Selçuk Yula, Toni Schumacher, Alex de Souza, Galatasaray'da Metin Oktay, Cevat Prekazi, Zoran Simoviç, Gheorghe Hagi gibi yıldızlarla izleyip, içimizi kıpır kıpır eden derbiler, diğer yanda bugünün heyecan uyandırmaktan uzak kadroları.

Özledik.
02.11.2018 Geni
3

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

Fenerbahçe'nin en zor dönemlerinde oynadığı Galatasaray karşılaşmalarında galibiyet elde edip camiada yalancı bahar havası yaşanması 20. yüzyıldan 21. yüzyıla miras kalan en ilginç olgulardan birisi. Fenerbahçe'nin teknik direktörsüz geçirdiği bir haftadan sonra çıkacağı karşılaşma daha önce pek çok kez tecrübe edilen örneklerdeki gibi olmaya aday.

Diğer yanda Galatasaray da bu tür karşılaşmalarde yenilip, taraftarını Fenerbahçe taraftarları karşısında mahçup ettikten sonra şampiyonluk sevinci yaşama konusunda yüksek bir oran yakalamış durumda.

Bahis şirketleri Galatasaray'ı favori gösteriyorlar. Oranların Galatasaray lehine daha düşük olmasını beklerdim. Yurtdışı bahis şirketleri Galatasaray galibiyetine 2.0, Fenerbahçe galibiyetine 3.8 gibi bir oran veriyorlar.
02.11.2018 Geni
2

Galatasaray - Fenerbahçe - 2 Kasım 2018

Nihayet zurnanın "zırt" dediği yerdeyiz. Bu terimi neredeyse her derbi için kullanıyoruz ama bu sefer sanki gerçekten öyle gibi görünüyor. Geçtiğimiz hafta Malatya deplasmanında oynadığı (oynayamadığı) futbolun karşılığını tam olarak alan ve liderliği bırakan Galatasaray Süper Lig'de 7 maçtır yenemediği, 5 maçtır gol dahi atamadığı Fenerbahçe'yi sahası Türk Telekom Stadyumu'nda ağırlayacak. 2 Kasım 2018 Cuma Günü TSİ 21:00'de oynanacak maçı Fırat Aydınus yönetecek. Geçtiğimiz hafta sahasında renktaşı Ankaragücü'ne 3-1 kaybederek 9 puanda kalan ve 15. sırada yer alan Fenerbahçe Cocu, ile de yollarını ayırdı. Hatta öyle ki Cocu takım otobüsüne bile binmedi. Böylece biz taraftarların yıllardır bu tip mağlubiyetler sonrası söylediği "Bu adamı otobüse bile almayacaksın." özlü sözü de nihayet gerçek oldu. bu iki istim üzerindeki (!) takımın mücadelesinde ne olup biteceğine İDDAA yönetimi de henüz karar verebilmiş değil. Galatasaray için 1,60 dan açılan oran sırasıyla 1,80 - 1,85 olarak değişirken yazıyı yazdığım bu saat itibariyle oran 1,75. Maç saati neler olur bilinmez.
Galatasaray'da sakatlığı sebebiyle ilk yarıyı kapatan Emre Akbaba, sakatlığı süren Fernando Reges, Yuto Nagatomo ile sarı kart cezalısı Mariano forma giyemeyecek.
Fenerbahçe'de ise kadro dışı olan Volkan Demirel, Aatıf Chahechouhe ve Nabil Dirar,sakat olan Mehmet Topal, Mehmet Ekici, Tolga Ciğerci ve Oğuz Kağan Güçtekin ile kırmızı kart cezalısı Islam Slimani forma giyemeyecek.
Fırat Aydınus'un yönettiği maçlarda Galatasaray 2 galibiyet alırken, Fenerbahçe 3 maçtan galip ayrılmış. 3 maş ise beraberlikle sonuçlanmış.
01.11.2018 Ozgur
4

Sonsuzluğu bilen adam

1887 yılında Hindistan’ın Madras kentinde Brahman kastına ait bir ailenin oğlu olarak doğar. Kısa ömründe sonsuzluğu anlamaya en çok yaklaşacak olan bu dahi, Matematik dünyasının gizemli çocuğu Srinivasa Ramanujan’dır. Matematik dehası tartışmasız olan bu matematikçinin hayatının diğer her alanı şaşırtıcı derecede anlamsız hatalar ve saçmalıklarla doludur. Çocuk yaşta matematik becerilerini kullanarak kazandığı bursu, diğer dersleri tamamen ihmal etmesi nedeniyle kaybeder. Yine de ona inanan yardımsever insanlar ve dindaşları (Hindular) sayesinde hayatını sürdürür. Evlendiğinde ailesine bakabilmek için düşük maaşlı bir işe girmesi, buna rağmen matematik araştırmalarından vazgeçmemesi ona bir başka kapıyı açacaktır. Ancak, sonsuzluğu araştırırken sağlığı ve ömrü sıfıra yaklaşacaktır. İlk olarak bir yakının tavsiyesiyle İngiltere’de devrin ünlü matematikçisi George Hardy’e gönderdiği teoremleri ilginç bulunacak ve Londra’ya davet edilmesini sağlayacaktır. Ancak normalde burada mutlu sonla bitecek olan hikaye saçmalıklar serisine devam eder ve gıdasına dikkat etmeyen Ramanujan, hindu inanışları nedeniyle hayvansal gıdalardan uzak durması ve İngiltere’de kışın sebze bulamaması ve başkalarının pişirdiklerini yememesi nedeniyle sağlığını kaybeder. 1920 yılına kadar defterler dolusu matematiksel buluşları olan bu gizemli genç adam, verem hastalığı ve muhtemelen arka planda seyreden karaciğer hastalığı nedeniyle ölüme yaklaşır. 1919 yılında bir ümit iyileşeceğini düşünerek ülkesine döner. Ancak bu iyileşme gerçekleşemez. İngiltere'de vereme yakalanmasının sebebi de belki de ülkesinde olduğu gibi battaniye ve çarşafların içinde değil de yatağın en üstüne yatmasındandır. Çözdüğü problemlerde ilahi düzeyde bir ilham ve yaratıcılık bulunan bir insanın bu kadar basit konulardan dolayı kaybedilmiş olması tam bir trajedidir. Sonsuzluğu şaşırtıcı şekilde iyi tanıdığını anlamamızı sağlayan buluşları, onu gerçekten sonsuzluğa taşımıştır ama bir 15 yıl daha yaşasaydı insanlığın aydınlanmasına neler katabilirdi? Düşünmeye değer…
Kendisine atfen şu hikaye dilimizdeki dirsek çürütme deyimini içermesi açısından anlamlıdır. Ramanujan ile Sandow adındaki arkadaşı arasında şu konuşma geçmiştir:

Sandow: Ramanju, herkes sana dahi diyor, biliyor musun?

Ramanujan: Ne? Ben bir dahi? Dirseğime bak, deham nereden geliyor anlatayım.

Sandow: Çok ilginç neden dirseğin bu kadar pürüzlü ve çürümüş?

Ramanujan: Dirseğim olmasa ben dahi olamazdım! Gece ve gündüz hesaplamalarımı karatahta üzerinde yapıyorum. Bunu silmek için bir bez kullanmak bana çok vakit kaybettireceğinden, dakikada bir yazdığım bir şeyi düzeltmek için dirseğimle siliyorum.

Sandow: Peki bu kadar fazla hesaplamayı neden bir karatahtaya yapıyorsun? Neden kağıt kullanmıyorsun?

Ramanujan: Yemek bulmak bile benim için bir sorun, kağıt için parayı nasıl bulabilirim?

Ramanujan'ın hayatı hakkında 2015 yılında Rober Kanigel'in aynı adlı kitabından esinlenen "Sonsuzluğu bilen adam" filmi yapılmıştır. Filmde Ramanujan'ı hint asıllı İngiliz aktör Dev Pattel canlandırırken eşi Janaki'yi yine hint asıllı Amerikalı aktris Devika Bhise oynamıştır.
31.10.2018 geronimo
2

Şehrin ışıkları, yıldız katili

Bu konuyu ışık kirliliği olarak adlandırabiliriz. İnsanların geceleri gökyüzündeki nesneleri göremeden yetişmeleri, sirkadyan döngülerini bozacak muhtemelen. Şu anda ay dışında gece gökte nesne görebilen şehirli sayısı azdır. Onu da eskisi gibi muhteşem bir tablo güzelliğinde değil, üzeri çamura bulanmış bir sokak lambası kıvamında görebiliyoruz. Bu gidişle içimizde hormonları ve enzimleri düzenleyen ritmleri kaybedeceğiz. Gündüz ve gece ışık farkının azalması da çok tehlikeli. Şehir hayatı stresinin önemli bir bölümü bundan kaynaklanıyor, (trafik ve gürültüden sonra en sinir bozucu üçüncü etken budur muhtemelen) Doğanın dengesini bozarak kendi geleceğimizi tehdit ettiğimiz yetmiyormuş gibi, kendi dengemizi de fena halde bozmuş durumdayız. Bu gidişle hep biraz bezgin ve yorgun, hep sinirli ve en ufak bir olayda birbirimizi kırmaya hazır biçimde yaşamaya devam edeceğiz.
Sonunda bu gezegende yaşanır ortamı tamamen yok edersek yıldızlar ve galaksiler şahit olacak ve eski bir şarkıda söylendiği gibi mehtap ve deniz gülecek halimize...
27.10.2018 geronimo
2

Komünizm

Komünizm; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortaklaşalığına dayanan sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir.
20.10.2018 ansyfatyfn
1

Şehrin ışıkları, yıldız katili

Krallık dönemi, komünizm dönemi, anti-komünizm dönemi, derken sonunda tüm organlarını bankalara ipotek ederek rantiye dönemine de geçmekte olan şehir, ergenlik dönemini bitirmek üzere bir gencin, yetişkinliğe adım atmaya çalışmasındaki gibi dış görünümüne de çok düşkün. Zannediyor ki ne kadar çok ışık olsa, o kadar büyümüş olacak. Yaşıtı tüm şehirler böyle düşünmüyor mu zaten? Herkes yanılıyor olamazdı. Açmış ışıkları sonuna kadar.

Yıldızlar yenik düşmüş bu ışıklara. Şehre yakın yerlerde sanki yıldız katliamı olmuş, sanki soykırıma uğramış yıldızlar. Şehrin üzerinde gökyüzü sanki çöl, sanki atom bombası yemiş Nagazaki, Hiroşima. Şehir ışıkları şehirdeki yıldızlara saldırırken, tarlada çalışmakta olduğu için tesadüfen hayatta kalmayı başarmış ırgatlar gibi yalnız, az sayıda, dağdaki yıldızlar. Sanki tarlaya giderken farkında olmadan sınırı geçmişler, diğer ülke toprağında oldukları için saldırı onlara zarar vermemiş. Ve çok değil, akşam henüz başlarken evde bıraktıkları eşleri, çocukları, ailelerine mezar olmuş şehir bu yıldızların, çok acı çekiyorlar. Şehir, onları istiyor. Doyamamış öldürdüğü yıldızlara. "Verin onları bana" diyor, "icaplarına bakayım".

Dağdaki yıldızlar çaresizce göz kırpıyorlar, çığlıklarını duyurabilmek için dağdaki doğasever insanlara. "Ne olur bizi teslim etmeyin şehre. Teslim ederseniz, şehir bizi de idam edecek." diye sesleniyorlar.
20.10.2018 Geni
2

Komünizm

Kapitalizmin düşman kardeşi, ve kapitalizmle birlikte batı medeniyetinin ürettiği iki temel felsefi, sosyal, toplumsal ideolojiden biridir. Fikir babası Karl Marks, tarafından 19. Yüzyılın ikinci yarısında geliştirilmiş, ve bir manifesto ile ilan edilmiştir. Manifesto oldukça kısa bilgiler içerir ve temelde dünya işçilerine kendilerini köleleştiren toplumsal düzene karşı bir ayaklanma çağrısıdır. Komünizmin felsefi, ideolojik ve tarihsel olarak derinlemesine incelenmesi ise Marks’ın Das Kapital adlı kitabında yer alır. Bu kitapta filozof Hegel’in ortaya koyduğu diyalektik materyalizm felsefesi kullanılarak insanlık tarihi incelenmiş ve halkların ekonomik sınıflara ayrılmasının genel örüntüsü yine devletlerin tarihsel olarak yönetim biçimleri çerçevesinde ele alınmıştır. Marks’a göre komünizm, kapitalizmin artık değer üretimini sömürdüğü ve ezdiği işçi sınıfının ayaklanması sonucu kapitalist düzenin yıkılması sonrasında ilk etapta kurulacak olan proleter diktatörlüğün uygulamalarıyla, bir geçiş süreci ile ulaşılacak olan ve devletin de ortadan kalkacağı en son ideal düzendir.
Ancak Marks’ın, sürekli genişlemeye ihtiyaç duyacağı kapitalizmin haksız sömürüsü sonucunda işçi sınıfının giderek daha fazla ezileceği, sonunda eşitsizliğe ve haksızlığa karşı ayaklanarak komunist devrim yapacağı öngörüsü gerçekleşmemiştir. Komunist devrim, yani komünizme ulaşmak için yapılan ayaklanma, beklenmedik bir şekilde kapitalizmin son aşamasında olan bir ülkeden değil, feodal toprak ağalarına dayanan bir emperyal monarşi olan Rusya’da gerçekleşmiştir. Yani kapitalizmin sınırlarına ulaşmayı bırak, bundan çok daha ilkel düzeyde bir devlet yapısı, Marks’ın öngördüğü ihtilali, sömürünün büyük ölçüde uygulandığı, gelişmiş kapitalist toplumlardan önce gerçekleştirmiştir. Bu bile aslında Das Kapital’in tarihsel tespitleri ile gelecek öngörüleri arasındaki en önemli fark değildir. 1917’de gerçekleşen Ekim devrimi adıyla bilinen Bolşevik ihtilali, komünizm hedefleyen ilk başarılı ihtilal olmasına karşılık, sınırsız doğal kaynaklar ve büyük insan gücünün yönetimini ele geçiren Viladimir İlyeviç Lenin’in eşitlik ve adalet sözü verdiği sınıflar sonrasında Stalin’le devam edecek baskı ve totaliter uygulamalarla karşılaştırmışlardır. Ayrıca Das Kapital’de öngörülemeyen bu başarısını açıklamak için Bolşevikler, Komunist ideolojiye ilaveler yapmak zorunda kalmıştır. Örneğin Asya tipi üretim, yani feodal aristokratların (bir nevi ayrıcalıklı aşiret reislerinin) ezdiği köylü sınıfının içinde bulunduğu durumu da işçi sınıfı kategorisine alınmıştır. Ayaklanmalarını bu sınıfın iktidarı ele geçirmesi olarak nitelediklerine göre komünizme geçiş süreci başlamış olmalıydı fakat olmadı. Değişik görüşlere sahip, Lenin, Stalin, Mao, Enver Hoca, Tito gibi devleti ele geçiren ya da devletin başına gelen komunistler ülkelerini, aslında komünizme değil de ayrıcalıklı bir sınıfın oluşup, halkı en ince ayrıntısına kadar kontrol eden ve ekonomik anlamda başarısız sistemlere dönüştürmüşlerdir. İnsanlık idealleri ile komünizm idealleri birbirine yakın olsa da ikinciyi zorlamak ilkinden uzaklaşmayla sonuçlanmıştır.
Bu temelde bir yanlışlık olduğu fikri ünlü sosyalist Bertrand Russell tarafından “Neden Komunist Değilim” adlı makalesinde dile getirilmiştir. Russell Marks’ı kafası karışık bir insan olarak tarif eder. Russell’a göre Marks’ın, kendisine yapıldığını düşündüğü haksızlıklara isyan eden, nefret dolu kişiliğinin, ideal bir düzen değil de bilinçsiz bir şekilde insanların sonsuza kadar baskı altında yaşamasıyla sonuçlanacak olan, şiddet yoluyla gücün el değiştirmesini savunmasına yol açmıştır.
Russell’ın savunduğu sosyalizm olarak bilinen ve Dünyada gerçekten uygulanabilmiş devlet düzeni, Kapitalizmle, komünizmden bazı özellikler içeren karma bir düzendir. Ancak bu düzen Marks’ın nefret dolu öngörülerinden arındırılmış insanlık ideallerini temsil etmekte ve hedeflemektedir, önemli ölçüde barışçıldır. Yine de uzun vadede başarılı kabul edilse de sosyalist ülkelerde ekonomik başarının kısa vadede düştüğü ve toplumun bireysel girişimin hırs ve motivasyonunu yeterince değerlendiremediği gözlemlenmiştir.
Bir başka Komünizm eleştirisi de edebiyatta kara mizah türünün en ünlü örneklerinden George Orwell’in Hayvan Çiftliği romanında yer alır. Burada da çiftliği ele geçiren bir grup domuzun uygulamaları komunist devrimin yanlış uygulamalarını temsil edecek şekilde hicvedilir.
Bir anlamda komünizm, aslında utopia’nın distopia’ya dönüşmesinin en büyük ölçekli halidir. 1980’li yılların sonundan itibaren gerilemeye başlayan komünizm hayali sonunda en büyük örneği Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla belirsiz bir geleceğe kalmıştır. Bugün Komunist olma iddiasında kalan iki devletten biri Küba diğeri de Kuzey Kore’dir. Bu arada bunlardan Küba’nın bu ideale en çok yaklaşan devlet olduğunu belirterek devrimin liderleri Che Guevara ve Fidel Castro’nun hakkını teslim edelim.
12.10.2018 geronimo
1

İsmet Badem

İsmet Badem, Türk basketbol oyuncusu, yorumcusu ve köşe yazarı. 1972-73 sezonunda Türkiye Basketbol Ligi'nde oynamaya hak kazanan ilk Karadeniz takımı olan Samsunspor'da yıldızı parlayan Badem, Fenerbahçe ve Beşiktaş formaları da giydi.
09.10.2018 ansyfatyfn
1

Aristokrat

ayrıcalıklılar, seçkinler, soylular sınıfından olan, soylu.
09.10.2018 ansyfatyfn
1

Paradoks

Kökleşmiş inançlara aykırı olan düşünce, aykırı kanı.
03.10.2018 ansyfatyfn
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın