Facebook'ta Ana Sayfa

Kentler neden köye dönüştü?

Bülent Ecevit köy-kent projesini başarmaya gerek mi görmedi, başarmak istedi de başaramadı mı bilinmez ama köy-kent projesi yaşama geçseydi ülkemizin kaderini olumlu yönde değiştirebilirdi. Futbolda bir prensip vardır. Atamayana atarlar. Köy ve kent olayında da durum biraz böyle oldu. Köyleri kente dönüştüremeyince, ister istemez kentler köye dönüştü. Köy ile kent arasındaki farkı nüfus farkına indirgeyen anlayış, bizi bugünlere getirdi.

Fikir çeşitliliğinin rahatça yaşanabildiği, sürüsel psikolojinin ateşledikleri dışındaki fikirlerin bugünküne göre daha rahat seslendirilebildiği dönemlerde, bir televizyon yorumcusunun dile getirdiği şu deyim kulaklarımdan çıkmıyor;
"Dünyanın en büyük köyü, İstanbul"

Her ne kadar Delhi, Mumbai gibi kaotik ortamları göz önünde tuttuğumuzda İstanbul'a haksızlık olabilecek bir ifade olsa da, İstanbul'un içine düştüğü durumu çok berrak bir şekilde ortaya koyan bir ifade.

Durum diğer büyük köylerimiz için de aslında her geçen gün benzer bir umutsuzluğa gidiyor. Kırsalı boşaltıp, insanımızı merkezdeki dairelere toplama stratejisi, olumsuz tabloyu pekiştiriyor. Adeta hepimiz, metro inşaatı için alınan kredinin geri ödenmesi için görevlendirilmişiz. Ailece temiz hava alabileceğimiz ortamlar, güneşle temas edebilme fırsatı hep gereksiz, gürültüsüz ortamda yaşamak haram. Sanki düşük tonlu sabit gürültü ile işkenceye maruz kalıyoruz. Tek bir görevimiz var, metro kredi taksitlerinin geri ödenmesi için kaynak oluşturmak.

Halbuki dünyanın en büyük ekonomisi ve en etkili toplumu Amerika Birleşik Devletleri'ne baktığımızda, nüfusu bir milyonun üzerine çıkan kent sayısının (en azından yakın geçmişe kadar) yalnızca 4 adet olduğunu görüyoruz;
New York City, Los Angeles, Chicago, Philadelphia.

Tombiş adamlar kahkahalarını atsınlar, şairin dediği gibi, camla kaplanmış binalarda.
09.08.2018 Geni
1

Kentler neden köye dönüştü?

Pazarcısı, manavı az satıştan şikayetçi, halk pahalılıktan şikayetçi… Durun bir dakika… Bu günlere kolay gelinmedi öncesi var…
Yıllar önce Bülent Ecevit'in projesi vardı;
Köy-kent...
Köy-kent projesi şöyle tanımlanıyor:
"Göçleri önlemek için, kentleşme ve sanayileşmeyi köy temelinde gerçekleştirmeye çalışan bir kırsal kalkınma modeli. "
O dönemler tarımsal olarak dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biriydik. Yani ektiğimiz biçtiğimiz karnımızı doyurmaya yetiyor da artıyordu bile. Bunun sürdürülebilmesi için çağa uygun bir proje gerekliydi. O proje, Bülent Ecevit tarafından açıklanmıştı...
“Zihni Sinir Procesi” gibi algılandı…
Tombiş tombiş adamlar, göbeğini kaşıya kaşıya kahkaha attılar… Topluma da böyle bir projenin gereksizliğini anlattılar.
Öte yandan çok çalışıp az kazanan köylü için şehirlere gidebilmek artık ideal haline gelmişti. En popüler şehir olan İstanbul 4-5 milyonluk nüfusuyla göz kamaştırıyordu. Evinde elektriği olmayan 24 saatin 16 saatini çalışarak geçirmesine rağmen geçimini sağlayamayan bir köylü için, dayanılmaz bir cazibeydi... Zaten tarımla haşır neşir olan toplum da, büyük şehir göremeyeceği, kentli olamayacağı kaygısıyla bu projeye fazla yüz vermedi.
Sonra ok yaydan çıktı ve kentlere akın başladı. Bir anda üç büyük kent kendini ikiye katlamıştı. Alt yapı aynı, konut aynı... Ve baş edilmez bir kargaşa başladı. Kentlerin çoğu büyük köy haline geldi. Ama bu kez boşalan köylerde tarımsal üretim yoktu, hayvancılık yoktu...
Ve geldik bu günlere...
Türkiye artık kendini doyuracak üretimi gerçekleştiremiyor. Kuru fasulyeden nohuda, mercimekten kuru baklaya kadar pek çok ürünü dışardan alıyor… Temel ürünümüz buğdayı bile dışardan alır duruma geldik. E tabii her şeyin bir maliyeti var. Zaman zaman kuru soğana bile erişemez olduk…
Eğer köykent projesi hayata geçebilmiş olsaydı. Ne o kaçınılmaz göçleri, nede o tarımsal yetersizliği yaşayacaktık… Belki de bugün kalkınmayı dengeli yapabilmiş ender ülkelerden biri olacaktık.
Olmadı...
Şimdi dünyanın en verimli topraklarında kendi karnını doyuramayan bir ülke durumundayız...
Tombiş adamlar artık daha çok kahkaha atabilir… Çünkü bugünlere gelmemizde onların çok önemli payları var…
08.08.2018 ucarsad
2

Benfica - Fenerbahçe - 7 Ağustos 2018

Çiçeği burnunda başkan Ali Koç Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu'nun Temmuz (2018) ayı olağan toplantısında konuşurken, Benfica eşleşmesinin talihsiz bir eşleşme olduğunu söyledi. Başkan bunu söylediğinde Fenerbahçe'nin elendiğini düşünüyorum. Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda tabi ki Benfica ya da o ayarda başka bir takımla eşleşeceksiniz. Başkan eşleşmeyi talihsiz görürse, oyuncular nasıl görecek? Tabi ki talihsiz görecek ve maçı başlamadan kaybedecekler. Mustafa Denizli'nin, turu geçme şansımız %51 söylemini özlemle anıyorum.

Fenerbahçe'nin, Lizbon'dan gol atmadan dönerek turu geçme şansını mucizelere bıraktığını düşünüyorum. Bu tür eşleşmelerde, deplasmanda oynanan ilk maçta 0-0'ı bile riskli görüyorum. Bence 3-1 yenilseydik daha iyiydi. İstanbul'daki rövanşta Benfica'dan gol yiyeceğimizi düşünüyorum. 1 gol yesek tur için 3 gol gerekecek.

Umarım karamsar olan ve yanılan ben olurum, Fenerbahçe rövanş maçında gol yemeden turu geçer.
08.08.2018 Geni
1

Benfica - Fenerbahçe - 7 Ağustos 2018

2. yarı da , ilk yarıdaki gibi Benfica'nın sağlı sollu ataklarıyla geçti. Sürekli top kapmaya ,pozisyon kesmeye çalışmak zorunda kalan Fenebahçeli oyuncular, dengeli enerji kullanımı yapamadıkları için yoruldular ve en nihayetinde 69. dakikada Franco Cervi'nin golüne engel olamadılar. 1-0.
Skorun daha da artmaması için özveri ile mücadele ettiler ve İstanbul'a çok ta kötü olmayan bir skorla döndüler. Tur şansımız devam ediyor..
07.08.2018 Boncukbekir
2

Benfica - Fenerbahçe - 7 Ağustos 2018

Maçın ilk yarısı beklenildiği gibi Benfica'nın üstünlüğü ile geçti. ilk 10 dakikadan sonra biraz kendine gelen,heyecanlarını üstlerinden atan Fenerbahçeli oyuncular,pas hatalarını azaltıp ilk toplara basmaya başladılar. Kanatları iyi kullanan rakip karşısında zor anlar yaşasalar da,Martin Skirtel'in gününde olması, ve kaleci Volkan'ın soğukkanlılığı , kalemizde gol görmememizi sağladı. Eljif Elmas çok mücadeleciydi, en az hatayla oynadı diyebiliriz. Valbuena, ileri geri çok fazla çalıştı ve yorulduğu gözlendi. Giulliano'nun performansı çok iyi değildi. Alper'in bir forvet olmadığı aşikar. Sürekli kendini orta alan mücadelesinde buldu. Maçın sonlarına doğru yorgunluk artacak gibi. Eğer direnebilirsek 0-0 lık skor bizim için çok iyi olur.
07.08.2018 Boncukbekir
2

Benfica - Fenerbahçe - 7 Ağustos 2018

Benfica - Fenerbahçe Şampiyonlar ligi maçı bu akşam saat 22:00 'de başlayacak ve Bein Sports 1 kanalından canlı olarak yayınlanacak.
Başkan Ali Koç için çok önemli bir maç çünkü başkanlığının ilk avrupa maçı. Finansal fair play dolayısı ile sükseli transferler yapamayan Fenerbahçe, genç oyuncu transferleri ile geleceğe dönük bir takım oluşturdu. Zorlu rakipler karşısında zorlanacak gibi görünüyor.

Bu akşam ki kadromuz;

Volkan Demirel,Isla, Neustadter, Skrtel, Hasan,Mehmet Topal, Eljif, Giuliano,Dirar,Valbuena ve Alper
07.08.2018 Boncukbekir
2

Merhametli bir toplum muyuz?

Dikkat; Merhamet aranıyor

Yunanistan’da yangın çıktı. Bilanço felaket. 81 kişi hayatını kaybetti, 187 kişi yaralı en az 40 kişi kayıp… Yangın artıkları bizim sahillere vurdu o derece yakınız yani… Bizim halkımız bu felakete sessiz kalmadı tabii…
Sosyal medya patladı…
“Günün en güzel haberi , 50 kişi ölmüş 150’ye yükselir inşallah” yazıp gülücük konduranlar, “Cayır cayır yanıyor ateşi bol olsun” diyenler… “Yananistan “ diye atılan manşet… Bu arada bir escort kadın bikinili fotoğrafıyla araya girip “Ateşimle yanmaya ne dersin? ” sözleriyle müşteri aramayı da ihmal etmedi…
Bunlar azınlık diyebilirsiniz. Bence de öyle…Zaten çoğunluk olsalardı Türkiye Türkiye olmaktan çıkardı. Nitekim yazılanlara öyle büyük tepki oluştu ki; frene basmak zorunda kaldılar.
Bu arkadaşlar içerdeki olaylara da farklı yaklaşıyor değilller.
Samsun’da bir adam yüzmek için denize giriyor. Girdiği yer yol kenarı… Bir kaç dakika sonar çırpınmaya başlıyor. Hemen cep telefonları çıkıyor başlıyorlar çekmeye. Adam ölüyor onlar kayıt peşinde. Kameramanlara, foto muhabirlerine karşı “ çekme kardeşim” ciler vardır. Mutlaka olaya salça olur basının işini zorlarştırırlar. Burada öyle durum da yok. Keyfekeder çekim sürüyor. Adam da boğuluyor… Birisi atlayıp kurtarmak istiyor. Ona da karısı engel oluyor. “Ölümü gör” diyerek... Birazdan ölü görüleceği için acele etmiyorlar. Amatör kameramanlardan sadece bu kadarını görebiliyoruz. Sonrasını araştırdım, yardım ekipleri adamı son anda denizden çıkarmış, şu anda hastanede koma halindeymiş ve hayati tehlikesi sürüyormuş…
Bir başka olay Kocaeli’nde yaşanıyor. İki araç çarpışmış ortalık can pazarı. Yol kenarı seyirci dolu. Herkesin elinde cep telefonu kimi naklen kaydediyor, kimi fotoğraf çekmekle yetiniyor. Selfi çekenler varmıdır artık bilmiyorum.
Memleketimizden insan manzalaları böyle... Bu durumdan büyük bir çoğunluğumuz rahatsız. Belki eskiden de böyleyedik ama iletişim araçları bu derece yaygın olmadığı için biz bilmiyorduk. Olabilir mi olabilir…
Benim merek ettiğim, bu kadar kini ne zaman biriktirdik? Nasıl bu kadar merhametsiz olabiliyoruz?
Çanakkale’de Anzak Mezarlığı yaptıran nesil, komşudaki yangında ölen insanlara sevinen nesile nasıl dönüştü?
Bunların cevabı beni aşıyor. Ama merhametsiz insanların merhamete muhtaç olduğuna çok tanık oldum…

01.08.2018 ucarsad
2

Denize sırtını dönmek

Karaburun'da bir söz var... "Eğer bir kişiyi sırtı denize dönük şekilde oturmuş bir şekilde görürseniz, bilin ki o Karaburunludur..." Aslında bu özeleştiri İzmir ve İzmirliler için de geçerli. Hatta bütün Türkiye için .
Denizin nimetlerinden yararlanmayı bir türlü öğrenemedik. İnanılmaz teknolojiler kullanarak gereğinden fazla balık avladık. Balık neslini kurutma noktasına getirdik. Balık çiftlikleri oluşturduk çevreyi mahvettik. Yaptığımız her şeyi ya eksik yaptık ya abarttık… Bir türlü olması gereken gibi olmadı…Lafı dolandırıp duruyorum. Amacım sözü İzmir'in deniz ulaşımına getirmek...
İzmir Büyükşehir Belediyesi vapurları yeniledi. Artık çok güzel vapurlarımız var. Hakikaten lüks yolculuk yapıyoruz. Konak-Karşıyaka, Konak-Bostanlı hatları oturmuş hatlar. Ekstra bir tanıtıma ihtiyacı yok. Ama Konak-Göztepe hattı hala çok düşük kapasiteyle çalışıyor. Konak – Güzelyalı arasında kara yolculuğunda izdiham var… Vapurlar bomboş… Bence bu işte bir tuhaflık var…
Güzelbahçe seferleri başladığında ilçede bayram havası oluştu. Sonra Büyükşehir Belediyesi’nin mükemmel uygulamasıyla hevesler kursakta kaldı. Öyle bir fiyat koydular ki; kimse vapurun yanından geçmedi. Üstelik engelli kartlarını da geçersiz saydılar… Sonra indirim yapıldı ama iş işten geçmiş oldu. Çok merak ediyorum Tramvayı özendirmek için aylarca bedava yolcu taşıyan zihniyet, iş deniz ulaşımına gelince neden bu kadar acemi davranır? Aynısı vapurlarda denenemez miydi? İnsanları deniz ulaşımına alıştırmak için kampanyalar yapılamaz mıydı?
Zaten İzdeniz'in karanlıkta göz kırpmak gibi bir huyu var. Tanıtım konusunda çok yetersizler. Milyonlarca lira harcanarak alınan vapurların bomboş gitmesini bizim gibi seyrediyorlar. Bence denize sırtını dönenlerin hepsi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde toplanmış…
İzmir’i deniz yoluyla gezmek istiyorsanız 2 lira 86 kuruşluk biletlinizle sabah 7’ye 20 kala Karşıyaka’dan vapura binin Konak üzerinden Güzelbahçe’ye kadara yolculuk yapın. İsterseniz aynı seyahatin tersini akşam 19.30’da Güzelbahçe’den binerek yapabilirsiniz. Aman bu bilgiyi benden aldığınızı söylemeyin. Yolcu gelmesin diye bu kadar mücadele edenleri bana bulaştırmayın…
23.07.2018 ucarsad
1 2

Arnavutluk'ta yaşanan bazı ilginç ve komik olaylar

Her gün üç-beş kez yaptığımız gibi, bir gün yine bir kafeye gittik. Çeşitli villaların bahçe bakımını da yapan arkadaşım, kafenin bahçesinde gördüğü laleleri çok beğendi. "Ben de bunlardan bulayım, villaların bahçelerine ekeyim" diye aklından geçirdiğini söyledi.

Kafeden ayrıldıktan sonra, yaklaşık bir hafta boyunca, arkadaşım bu çiçekleri aramış, bulamamış. "Aynı kafeye gidelim, soralım nereden bulduklarını" dedi. Gittik.

Orada yaşanan diyalog.

Arkadaş: "Girişte, bahçede, solda gördüğüm laleleri çok beğendim. Bir haftadır arıyorum, hiç bir yerde bulamadım. Acaba siz bunları nereden bulduğuzu vana söyleyebilir misiniz?"

Kafe sahibi: "Tabi ki söylerim. Mezarlıktan."
22.07.2018 Geni
2

Saçmalama özgürlüğü

Sokakta, kahvede, internette, televizyonlarda sözler havada uçuşuyor... Hepsi kendine göre özgün düşünce, hepsi özel düşünce. Düşünce cennetiyiz... Bence bu kadar saçma sapan fikri aynı anda ürettiğimizde, sokaklara çöp atmak gibi bir şey yapıyoruz. Nasıl çevre kirlililiği oluşuyorsa düşünce kirliliği de etrafımızı sarıyor.
Doktora akıl veriyoruz, mühendise akıl veriyoruz, antrenöre taktik öğretiyoruz… Bu üstün bilgili kardeşlerimize “neden?” diye sorsanız, cevabı hazır; Düşünce özgürlüğü...
Örneğin doktorlukta bir seviyeye gelmenin en az 20 yıllık bir mesleki birikim gerektirdiğini bilse böylesine keskin konuşmaz. Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olması gerektiğini bilmiyor… Üstelik bilmediğini de bilmiyor.
Böyle olunca da toplumsal hiyerarşi çorbaya dönmüş durumda. Geçenlerde yüksek sesle telefonda konuşan genç birinin konuşmasına tanık oldum. Sadece ben değil tramvaydaki herkes dinledi. Adam işini anlatıyor, tayinini anlatıyor bu arada da yardım talebinde de bulunuyor. Konuştuğu kişi belli ki ondan yaşça büyük ve mevki olarak da üst seviyede… Telefonu şöyle kapattı… “Yarın iş yerinde misin? Müsait olursam uğrarım…”
Eh be kardeşim, gideceğin kişi müsait olursa uğrayabilirsin. Seninin müsait olmanın hiçbir kıymeti yok.
Bilmeden, araştırmadan, emeğe saygı göstermeden ahkam kesmek her alana yansıdı… Hakkı Devrim üstadımızın, davranış ve söz olarak eksik bulduklarını çok fazla eleştirmesini bazen abartılı bulurdum. İyi ki bu günleri görmedi. Görse bir yerine inme inerdi yemin ederim…
Benim, burada amacım millete ders vermek değil. Önemli bir eksikliğimizi tespit etmek... Japonlar üşenmemiş toplumsal kuralları kısa film haline getirmiş. Bu filmde metro, tramvay gibi toplu taşım araçlarında nasıl davranılacağı, konuşma şekli, ses yüksekliği gibi şeyler anlatılıyor. Sloganları da; “Japonlar kendilerinden önce diğer insanları düşünür. “
Halbuki bu konuda en az ihtiyacı olan bir toplum. Herhalde bu filmin amacı diğer toplumları da örgütlemek. Nede olsa saygılı davranışlarının karşılığını almak istiyorlar. Bizde yarı beline kadar eğilip selam vermeye kalksan, garip garip bakıp, “Ne yapıyor bu adam?” diye tepki gösterirler…
Yani durum şu; “ müsait olursam, işe giderim… Olmazsam patron düşünsün”
22.07.2018 ucarsad
1 1 1

Fransa - Hırvatistan - Dünya Kupası Finali - 15 Temmuz 2018

Ve ikinci yarı başladı. Mandzukic den başka herkes pozisyona girmeye devam ediyor Hırvatistanda Rebic'in 47. dakikadaki sert şutunu Hugo Lloris kornere çeldi.
49. dakikada Varane'dan topu kapan Mandzukic yine klasını gösterdi ve topu ayağının dışıyla kimseye atamadı ve bir pozisyonu daha başlamadan bitirdi.
52. dakikada Mbappe 40 milyonluk Vida'nın içinden geçti ve topu kaleci Subasic'e nişanladı. ve aynı dakikada sahaya polis kıyafetli seyirciler girdi.
54. dakikada Kante yerini N'zonzi ye bıraktı. Orta sahadaki sertlik biraz daha artacak gibi görünüyor bu değişiklikle. Şu Giroud'yu seyrettikçe hadi Benzema'yı almadın da bizim Gomis'i alsaydın.
59. dakikada Mbappe getirdi ortasında Antoine Griezmann bıraktı Pogba vurdu, defanstan döndü, dönen topa tekrar vurdu ve topu TRT pardon Hırvatistan ağlarına yolladı.
62. dakikada Fransa yine etkili geldi Matuidi'nin ortasında defans topu kornere attı. Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler misalinde finale kadar gelen Hırvatistan gerçek bir rakip görünce adeta dağıldı ve daha da dağılacak gibi.
65. dakikada beni yanılmayan Mbappe skoru 4-1 e getirdi.
40 milyonluk Vida da artık ederini bulacak gibi bu gidişle. Bonservissiz transfer.
69. Dakikada Mandzukic bile gol attı ama ne gol Lloris çalım atmaya çalışırken Mandzukic'in ayağına çarptı ve skor 4-2 oldu. TRT stüdyolarında "Tekrar neden maça tutunmayalım?" naraları başladı. Giroud'da kaleye bir isabetli şut atar hatta gol olursa mükemmel bir akşam yaşayacağız.
80. Dakikada Giroud urnuyvı isabetli şut atamadan tamamladı ve yerini Fekir'e bıraktı.
15.07.2018 Ozgur
2

Fransa - Hırvatistan - Dünya Kupası Finali - 15 Temmuz 2018

Öncelikle santraforu olmayan iki takımın finale yükselmesi nasıl rezil bir kupa seyrettiğimizin göstergesi olsa gerek. Ayrıca Fransa'nın Teknik Direktörü Aykut Kocaman olsa ülkeye sokmazlardı. Kante, Pogba, Matuidi den oluşan 3 defansif orta saha ve Giroud gibi gol atma özürlü bir santrafor ve üstüne Benzema'nın hiç kadroya bile çağırılmaması. Neyse gelelim maça. Maç Levent Özçelik'in manasız ve anlamsız tepitiyle başladı. 3. dakikada Fransa'nın oyun sistemini tespit ederek hemen genelledi ve önceki maçlardaki formundan bir şey kaybetmediğini gösterdi. Hatta ceza sahasına yapılan bir orta için maçın en tehlikeli pozisyonu da dedi ve zirveyi yaptı. (Bu arada topu kafayla kolayca uzaklaştırdılar.)
Levent Bey'in beğenmediğ Fransa ilk atağında kazandığı duran topta golü buldu dakika 19. Antoine Griezmann'ın kullandığı serbest vuruşta Mandzukic topu kafayla kendi ağlarına gönderdi.
TRT spikerleri aynı Türkiye'yi destekler gibi Hırvatistan'ı destekliyor. Halk olarak ezik ve zayıfın yanında olma karakterini sergiliyorlar. Fransa'dan da sanki Andorra gibi bahsediyorlar.

Aykut Kocaman demişken Milli Takım'ın başında buraya gelse rahat çeyrek final oynardık.
Hırvatistan gole yakın tek oyuncusu Perisic ile tehlike yaratmaya çalışıyor derken vurdu gol oldu TRT adeta yıkılıdı. Dakika 29. Kesinlikle turnuvanın en etkili oyuncusu.
Finalde de VAR damgası. Kime maşallah desem başına bir geliyor. kornerden gelen topa Perisic eliyle müdahale edince hakem penaltı noktasını gösterdi.
Antoine Griezmann penaltı vuruşunu kullandı ve topu ağlara gönderdi 2-1. Levent Özçelik'i hüzne boğdu. Ve bir tespite daha imza attı. Genelde Dünya Kupalarının sıkıcı olma gibi bir durumu vardır dedi. O sebeple milyonlarca insan dört gözle bekliyor. Daha çok şey var ama yazmayacağım artık adam maçın önüne geçti.
42. dakikada Hırvatistan üstüste kullandığı kornerlerle tehlike yaratmaya çalıştı fakat sonuç alamadı.
Karşılaşmanın ilk yarısına en az 3 dakika eklendi.
İlk yarının son anlarında Mandzukic ve Giroud'dan anlamsız top kontrolleri devam ediyor. Sadece koşuyor pres yapıyor diye oynuyor ikiside.
İlk yarı Fransa'nın 2-1 üstünlüğü ile sona erdi ama TRT spikerlerinin nasıl zoruna gittiyse hala çamurluyorlar Fransayı hızlarını alamadılar.
15.07.2018 Ozgur
1 1 1

Fransa - Hırvatistan - Dünya Kupası Finali - 15 Temmuz 2018

2018 Rusya Dünya Kupası final karşılaşmasında iki Avrupa temsilcisi Fransa ile Hırvatistan, Moskova Luzhniki Stadı'nda kozlarını paylaşacaklar.

Didier Deschamps'ın, yarı finalde kazandıkları Belçika maçı sonrası finale gelen öğrencileriyle, Zlatko Daliç'in yarı finalde önce 1-0 geriye düştükleri ve daha sonra uzatma dakikalarında 2-1 kazandıkları İngiltere maçı sonrası finale gelen öğrencileri kupanın sahibi olmak için çaba harcayacak.

Fransa kupayı daha önce 1998 dünya kupasında kazanmışken, Hırvatistan'ın kupayı kazanma başarısı bulunmuyor ve tarihinde ilk kez dünya kupası finali oynuyor.

Karşılaşma öncesi, Fransa, yarı fibal maçını 1 gün önce ve uzatmalara gitmeden oynamış olma sebebiyle Hırvatistan'a karşı küçük bir avantaj elde etmiş gibi görünüyor. Öte yandan, final karşılaşmasında her iki takım oyuncularının kupayı arzulayacağı, kupayı kendi ülkelerine götürmek için var güçleriyle mücadele edecekleri de bir gerçek.

Balkanlarda, komşu ülkelerde, Hırvatistan lehine güçlü bir destek göze çarpıyor. Fransa'nın kupayı almasını kimin istediği bilinmiyor. Dünya genelinde Hırvatistan'a dönük ilginin sebeplerinden birisi de Hırvatistan Devlet Başkanı Kolinda Grabar-Kitaroviç. Güzelliği, futbolseverler tarafından takdir edilmiş görünüyor.

Karşılaşma öncesi bahis şirketleri 1'e 2 civarı oran verdikleri Fransa galibiyetini, 1'e 4 civarında oran verdikleri Hırvatistan galibiyeti karşısında favori gösteriyorlar.

15.07.2018 Geni
2

Belçika - İngiltere - 14 Temmuz 2018

Kupada şampiyonlugu hedefleyen Belçika , 3. 'lük ile yetindi.
Belçika maça resmen 1-0 önde başladı desek yeridir. Nacer chadli'nin asisti ile Thomas Meunierile 4. dakikada golü buldu. Karşılıklı ataklarla geçen ilk yarıda başka gol olmadı. 2. Yarıda İngiltere beraberliği yakalamak için Belçika kalesine tehlikeli ataklar yapsa da topu kale direklerinden geçiremedi. Ve Belçika'da sahneye kaptan Eden Hazard çıktı. Kevin De bruyne'den aldığı pası gole cevirdiginde dakikalar 82' yi gösteriyordu.
2-0 'lik bu skor aynı zamanda maçın da skoru oldu.
14.07.2018 Boncukbekir
3

Belçika - İngiltere - 14 Temmuz 2018

Dünya Kupası Grup aşamasında oynadığı futbol ile büyük bir kesimin favori gösterdiği Belçika, özellikle grup aşamasında şimdiki rakibi Belçika'ya bilerek yenilen ve kendisini Almanya'nın elenmesiyle eşleşmelerin zayıf tarafına atan, Rusya'nın İspanya'yı saf dışı bırakmasıyla finalin en büyük adayı olan fakat yarı finalde 1-0 öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamayarak elenen İngiltere ile 3. maçına çıkacak.
Saint-Petersburg (Krestovsky) Stadyumu'nda oynanacak maçı Alireza Faghani , Reza Sokhandan, Mohammad Mansouri hakem üçlüsü yönetecek.
TSİ 17:00'de başlayacak maçı TRT 1 ve TRT 4K naklen yayınlayacak.
14.07.2018 Ozgur
2
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın