Facebook'ta Ana Sayfa

Ekrem İmamoğlu

Bugün Mazbatasını alarak göreve başlamıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hayırlı olsun.
17.04.2019 geronimo

Köy Enstitüleri

Tam 79 yıl önce, 17 Nisan 1940 yılında çıkarılan bir kanunla, demiryolu güzergâhına yakın, tarıma elverişli noktalarda seçilen yirmi bir köyde kuruldu Köy Enstitüleri. Tamamen Türkiye’ye özgü bir sistemde, köylerde öğretmen, tarım ve sağlık görevlisi olarak çalışacak köy çocuklarını yetiştirmeyi hedefliyorlardı. Bu projeye o dönemde eğitim bakanlığı yapan Hasan Ali Yücel başkanlık etmiştir. Sahadaki uygulamadan ise efsanevi müdür İsmail Hakkı Tonguç sorumluydu. Cumhuriyetin aydınlığını Anadolu’nun dört bir köşesine yaymak, o günlerde ilkel koşullarda yürütülen tarım ve hayvancılık konularında köylüyü eğitmekti Hasan Ali Yücel ve arkadaşlarının bütün çabası. Yalnızca bir eğitim modeli olarak değil, bununla beraber nüfusunun yüzde 70’i köylerde bulunan 1940'ların Türkiye’si için bir kırsal kalkınma modeli olarak da hizmet etmesi planlanmıştı. Bu plana uygun biçimde öğrenci ve öğretmenlerin, bulundukları coğrafyaya uygun yaratıcı fikirlerinin hayata geçirilmesiyle, köylerde eğitim hizmetine ulaşamayan yoksul çocuklar için aydınlanmanın yolu açılmış, aynı zamanda köylerde çeşitli meslek alanlarında iş ve geçim olanakları yaratılmıştı. Öğrencilerin ilk üç yıllık başarı düzeylerine bakılarak (şaşırtıcı biçimde) en başarılıları öğretmenliğe, geri kalanlar diğer köy hizmetlerine yönlendirildi. Okullar aynı zamanda birer tarım işliği, sağlık ocağı olarak vazife yaptı. Çeşitli tohum ve tarım araçlarının denemeleri buralarda yapıldı. Bu okullarda okutulan derslerin yarısı kültür, kalanı da tarım ve teknik dersleriydi. Köy Enstitüleri, eğitim gören öğrencilerin mezun olmaları ve ülkenin dört bir yanındaki okullara dağılmalarıyla tüm ülkeye adeta ışık saçtı. Bu okullarda eğitim gören insanlar tarafından çok sayıda depo, yeni yol ve bina inşa edildi. Kapatılana kadar 1.308 kadın ve 15.943 erkek, yani toplam 17.251 kişi öğretmen olarak eğitim gördü. Ancak güzel şeyler çabuk biter derler. 1945 yılından itibaren, köy enstitüleri bazı sorunlar yaşamaya başlamıştı. Büyük yararlarına rağmen, toplumun pek çok kısmı bu okullara karşıydı. Muhafazakar çevreler, yatılı okullardaki ortak eğitime karşı çıktılar. Ebeveynleri köylerdeki kızlarını orada çalışmalarına izin vermeye ikna etmek çok zordu. O zamanlar güçlü olan antikomünist ve antisosyalist hareketler okullara saldırdı ve toplumdaki itibarlarını düşürdü. Bu öğretmenler sadece okullardaki çocukları değil, aynı zamanda köylüleri hem entelektüel konularda hem de tarım konusunda eğitmeye çalışınca köydeki yönetimde mevcut ağırlıklarını kaybeden ağalar, aşiret reisleri, ve muhafakazakarlar son derece rahatsız oldular. Çok partili hayata geçişimizle birlikte, gerici odakların zorlama ve dayatmaları sonucu önce içeriği boşaltıldı, ardından da 1954 yılında kapatıldı. Geriye boynu bükük köy çocukları ve aydınlık bir gelecek hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakılan bir ülke kaldı.
17.04.2019 geronimo

Fenerbahçe - Galatasaray - 14 Nisan 2019

1-1 biten maçtan sonra Galatasaray'ın şampiyonluğu çok zor, Fenerin ise küme düşme ihtimali hala var. İki takımın ve rakipleri, Başakşehir, Göztepe, Bursa, ve Rize'nin kalan maçları çok kritik.
17.04.2019 geronimo

Şanlıurfa'da Soğan Çaldılar!

Yüklü miktarda soğanı çalınan esnaf Şemsettin Çiçek, "Geçen akşam bizim iş yerinde çuvalı 40 kilogramdan 29 çuval işlenmiş soğan çalındı. Yaşanan hırsızlık olayını bütün yerlere bildirdik. Emniyet ekipleri olayla ilgili soruşturmasına devam ediyor. Çalınan soğanlar bir ton 200 kilogramdır. Değeri ise 5 bin TL değerindedir. Hırsızlıklarla ilgili kime soruyorsak topu başka yerlere atıyorlar. Vardiyalara soruyorsak bilmiyoruz diyorlar. Saat 05.00 kadar çoğunlukla esnaflar iş yerlerini kapatıyorlar. Soğanları çalan hırsızlar hal pazarından çıkarken hiçbir müdahale edilmiyor. Mesai saati dışında o soğanlar nasıl oluyor hal pazarında çakılabiliyor. Benim soğanlarım çalındı. Canı yanan benim. Hal pazarında genelde hırsızlık olayları yaşanıyor. Kimisinin 7 patatesi, kimisinin de 5 biberi çalınıyor. Bütün görevlilerin hal pazarında yaşanan hırsızlık üzerinde durmalarını istiyorum" dedi.

https://www.haber414.com/sanliurfa-da-sogan-caldilar/895/
15.04.2019 haber414

Fenerbahçe - Galatasaray - 14 Nisan 2019

66. dakikada Henry Onyekuru Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi. Bu gole Fenerbahçe'nin 19 yaşındaki oyuncusu Elif Elmas 71. dakikada karşılık verdi. Fenerbahçe kendi sahasında altın değerinde 1 puana ulaşırken, Kadıköy'de Galatasaray'a yenilmeme serisini de 20 seneye çıkarmış oldu. Galatasaray, Fenerbahçe'ye karşı son galibiyetini 22 Aralık 1999'da almıştı. Elif Elmas, 24 Eylül 1999 doğumlu.
14.04.2019 Geni

Fenerbahçe - Galatasaray - 14 Nisan 2019

İlk yarının sonlarına doğru Fenerbahçe'de Hasan Ali Kaldırım kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Galatasaray, 19 yıldır elde edemediği Kadıköy'de Fenerbahçe galibiyetine çok yakın görünüyor.
14.04.2019 Geni

Fenerbahçe - Galatasaray - 14 Nisan 2019

Kümede kalma mücadelesi veren sarı kanaryalar için ölüm kalım maçı niteliğinde bir karşılaşma. Sezon sonuna kadar kalan 7 maç içerisinde 3 puana en fazla yakın hissettiği bu karşılaşmada mutlak galibiyete ihtiyaç duyan ev sahibi takım üzerindeki kazanma baskısı, Ankaragücü'nün Kayseri deplasmanından 2-0'lık galibiyetle dönmesi sebebiyle daha da arttı. Öte yandan konuk ekip, bir önceki gün Başakşehir'in Beşiktaş karşısında aldığı yenilgiyle farkı 3 puana indirme ve şampiyonluk yarışına ortak olma fırsatını kaçırmak istemiyor. Türk futbolunun 2 güzide ekibinin karşılaşması nefes kesecek gibi görünüyor.
14.04.2019 Geni

Fenerbahçe - Galatasaray - 14 Nisan 2019

Fenerbahçe sezonun son(!) maçında ezeli rakibi Galatasaray'ı Ülker Stadyumu'nda TSİ 19:00'da konuk edecek. Maçı Ali Palabıyık yönetirken beIN SPORTS 1 naklen yayınlayacak. Fenerbahçede Mehmet Ekici ve Harun Tekin, Galatasarayda ise Marcao ve Luyindama kart cezaları sebebiyle forma giyemeyecek. 21. YY da rakibine karşı deplasmanda hiç kazanamayan Galatasaray bu hasrete son vermek isterken, Fenerbahçe'nin tek amacı ne şartla olursa olsun bu seriyi sürdürmek.
14.04.2019 Ozgur

Alparslan Türkeş

1917 yılında İngiltere'nin kontrolünde olan Lefkoşe'de doğdu. Ülkücülerin başbuğu olan Türkeş, Türk siyasetini etkileyen liderlerden biriydi.
Kuleli askeri lisesi ve harp okulunu bitirdikten sonra 1944'te yüzbaşı rütbesindeyken ırkçılık ve faşizm suçlaması ile yargılandı. 1947 yılında mahkum olmasına karşılık aldığı ceza bir yıldan az olduğundan orduya dönmesi mümkün olmuştur. 1948'de harp akademisini bitirdi ve 1959'da albay rütbesine yükseldi. 1960 27.Mayıs harekat bildirisini radyodan okuduğunda adı siyasette anılmaya başlamıştır. Bu dönemde milli birlik komitesindeki görüş ayrılıklarından dolayı 14 üye ile birlikte emekliye ayrıldı. Bir süre sonra Hindistan'a büyük elçi müşaviri olarak gönderilen Türkeş, 1963 yılında yurda dönerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne girdi ve 1965'te bu partinin başkanı seçildi. Kendisinin bir araya getirdiği 9 ışık doktrininin CKMP parti tüzüğünde yer almasını sağladı. Gelişmecilik ve Halkçılık, Köycülük, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, İlimcilik, Toplumculuk, Ahlâkçılık, Ülkücülük, Milliyetçilik, Endüstricilik ve Teknikçilik şeklinde sıralanan ilkeler ilk olarak 16 sayfalık bir broşür ile tanımlanmışlardı. Türkeş bu dönemde kendisini sevenler tarafından "Başbuğ" olarak ilan edildi ve aynı yıl Ankara milletvekili oldu. 1966 yılındaki Cumhurbaşkanlığı adaylığında ise 11 oy alarak Cevdet Sunay'a karşı seçimi kaybetti. Siyasi etkinliğinin üst seviyeye yükselmesi 6-8 Şubat 1969'da Adana il kongresinde CKMP'nin - Milliyetçi Hareket Partisi olarak isim değiştirmesi, partinin terazi olan ambleminin ise "üç hilal" olmasından sonradır. 1969-1973 yılları arasında Adana milletvekilliği yapmış, 1974'te ilk eşi Muzaffer Türkeş'i kaybetmiş, daha sonra 1976'da Semahat Türkeş'le evlenmiştir. 1975'ten sonra koalisyon hükumetlerinde başbakan yardımcılığı görevlerinde bulunurken aynı zamanda kendi geliştirdiği doktrini 672 sayfalık bir kitap halinde yayınlamış, bu yayında Türk milleti kavramı etrafında siyasal ve toplumsal prensipleri detaylı bir analizle sunmuştur. Bu kitapta sosyalizme ve kapitalizme karşı haklı eleştiriler getirilmesine karşılık, savunduğu ilkelere hangi pratik adımlarla ve metotlarla ulaşılacağı konusunda zayıf kaldığı eleştirileri getirilmiştir. Türkeş'in vefatından sonra MHP bünyesinde rafa kaldırılan 9 ışık doktrini, ulusalcılık olarak partisinin genel tutumunu etkilemeye devam etmiştir. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ise 4.5 yıl tutuklu kalmış ve siyaset yasaklı hale gelmiştir. 1987'de siyaset yasağının kalkması sonrasında Milliyetçi Çalışma Partisine katılıp aynı yıl parti genel başkanlığına seçilmiştir. 1991 genel seçimlerinde Refah partisi ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş yeniden milletvekili olmuş ancak, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi adını geri alan partisi 1995 yılı genel seçimlerinde ülke barajını geçemediğinden, Türkeş parlamento dışında kalmıştır. Sevenleri kadar sevmeyenleri de olan Türkeş 4 Nisan 1997 yılında Ankara'da vefat ettiğinde geriye yurt içinde ve yurt dışında cevaplanmamış sorular, karışık siyasi ve felsefi problemler bırakmıştır. Kendi kurduğu ve başbuğu olduğu partinin de hayatını adadığı davayı şu anda ne kadar temsil ettiği tartışmalıdır. Ölüm yıl dönümünde kendisini rahmetle anıyor, Türk milletinin yanında ve taraf olarak bir ömür süren bu devlet adamına saygılarımızı sunuyoruz.
04.04.2019 geronimo
1

14 Mart Tıp Bayramı

14 Mart Tıp Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti için çok önemli bir anma günüdür. II. Mahmut döneminde hekimbaşı Mustafa Behçet tarafından Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla ilk Cerrahhane, 14 Mart 1827'de Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda kurulmuştur. Ancak Tıp bayramının Cumhuriyet için önemi daha sonraki iki tarihi olaya dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, Birinci Dünya savaşı sırasında Çanakkale Savaşında 1915 yılında Tıp Mektebi öğrencilerinin şehit düşmesi (Mektebi Tıbbiye-yi Şahane, 1915 yılındaki birinci sınıf öğrencilerinin tamamı şehit düşmüş ve bu nedenle tıp fakültesi 1921 yılında hiç mezun verememiştir), diğeri ise 1919 yılında Tıp öğrencilerinin işgal kuvvetlerini protesto amacıyla 14 Mart Tıp bayramını bahane ederek toplanmalarıdır.
Şimdi bu iki olayla Cumhuriyetin kuruluşu arasındaki bağlantıyı izah edelim: Bir sınıfının tamamını işgalcilere şehit veren tıbbiyelilerin, her zaman ülkenin ve milletin aydınlık, ilerici ve emperyalizm karşıtı yüzünü oluşturması tesadüf değildir. Okul arkadaşlarının Çanakkale'deki anısı bu kadar taze iken, işgal kuvvetlerine en güçlü itirazın tıbbiyelilerden gelmesi bu nedenledir. Bu itirazın başında da Tıbbiyeli bir öğrenci olan Hikmet Boran ön plana çıkmaktadır. Kendisi 14 Mart 1919 protestosunu organize etmiştir. O zamanki adıyla Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşları Sivas'ta işgal karşıtı bir kongrenin toplanacağını öğrenirler. Mustafa Kemal de "gençlerin de görüşünü almalıyız" diyerek toplanacak kongreye 3 tıp öğrencisinin katılmasını talep eder. Öğrencilerin kendi aralarındaki seçiminde Hikmet Bey ve Yusuf Bey (Balkan) delege seçilir ve yol paraları olmadığı için aralarında para toplarlar, ancak sadece bir kişinin Sivas’a gidebilmesine yetecek miktarda para yani 9.5 lira toplanabilir, bunun üzerine aldıkları kararla öğrencileri temsil etmesi için tıp öğrencisi Hikmet Bey Sivas Kongresine gönderilir. İşte bu kongrede öğrenciler temsilcisi olarak katılan genç tıbbiyeli öğrenci Hikmet Bey, ABD veya İngiltere manda ve himaye konusu telaffuz edildiğinde çok şaşırmış ve çok sert bir tepki göstermiştir. Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir toplantıda yüksek sesle tarihe geçecek aşağıdaki sözleri ifade etmiştir: “Beyler; delegesi bulunduğum Türk gençliği beni buraya bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemeyiz. Eğer manda fikrini kabul edecek olanlar varsa bunları şiddetle reddeder ve kınarız. Eğer manda fikrini kabul ederseniz sizleri de hain ilan ederiz." Heyecanla konuşmasını tamamlamış ve akabinde Mustafa Kemal 'e dönerek aynı çoşku ve kararlılıkla "Paşam siz de manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı olarak değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz.” demiştir. Mustafa Kemal bu çıkıştan çok memnun olduğunu ve "Ya İstiklal Ya Ölüm" ile özetlenebilecek Misak-ı Milli fikrini oluşturmakta bundan güç aldığını Nutuk'ta belirtmiştir.
Yani 14 Mart tarihi Tıp Bayramı olarak geçse de, aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ve ideallerinin belirlemekte Tıp Öğrencisi şehitlerinin kanından ve ruhundan güç alan Hikmet Boran gibi idealist gençlerin aziz hatırasına adanmış bir anma günüdür.
14.03.2019 geronimo
1

Tatil edilen maçta sahada unutulan kaleci

1937 Noel Gününde (bazı kaynaklarda ertesi gün diye de geçmektedir), Samuel Bartram ismindeki kaleci Stamford Bridge stadyumunda sahada unutulmuştur. Charlton Athletic ile Chelsea arasında oynanan maç 61. dakikada 1-1 devam ederken ağır sis şartları nedeniyle tatil edilmiş, ve kimsenin haber vermemesi nedeniyle, maçın devam ettiğini zanneden kaleci 20 dakika süreyle kalesinde beklemiştir. Otobiyografisinde olaydan şöyle bahsetmektedir: "İlk vuruştan hemen sonra sis hızla arttı ve Vic Woodley'den (Chelsea kalecisi) geçerek bana doğru uzanmaya başladı. Hakem oyunu durdurdu ve görünürlük netleşince oyun yeniden başladı. Bu sırada takım olarak bastırıyorduk ve sürekli saldırdıkça giderek daha az sayıda oyuncu görmeye başladım. Bir yerde Chelsea'yi kendi sahasında hapsettiğimizden dolayı memnun bir vaziyette kale çizgisi boyunca sağa sola hareket etmeye başladım. Bizim çocuklar emeklilere (Chelsea oyuncularına) zor anlar yaşatıyor herhalde diye düşünüyordum. Fakat oyuncular santraya dönmediğine göre topu ağlara gönderemiyorduk. Zaman geçtikçe ceza sahasının kenarına doğru birkaç kez ilerledim ama giderek artan sis nedeniyle, hiç bir şey göremedim. Chelsea savunması, ceza sahalarını bile geçemiyor olmalıydı. Uzun bir bekleme sonrasında önümdeki sis perdesinde bir hareketlenme oldu ve sisin içinden üniformalı birisi çıktı. Bu bir polisti ve bana şaşkınlıkla bakarak "Burada ne yapıyorsun?” diye sordu. “Oyun bir saat önce tatil edildi, saha tamamen boş. Ve soyunma odasına vardığımda, Charlton ekibinin geri kalanı duştan çıkmışlardı, yarı giyinik vaziyette kahkahalarla gülerek bana sarıldılar."
Bu olaya konu olan kaleci Samuel Bartam, İngiltere'nin en iyi kalecisi olmasına rağmen milli takımda benzer kalitede daha tecrübeli iki kaleci olması nedeniyle milli kaleci olamamıştır. Ne var ki başına gelen bu olay sayesinde aynı dönemde milli kalecilik yapmış Frank Swift ve Ted Ditchburn isimli meslektaşlarından daha meşhur olmuştur.1956 yılında York City'i çalıştırmak üzere Charlton Athletic takımından ayrılan Bartam için, ayrılışından 50 yıl sonra 2005 yılında takımın "Vadi" adındaki tesislerine üç metrelik bir heykeli dikilmiş, ayrıca bir kaç ev ve lokalden oluşan bir lojmana da Sam Bartam'ın adı verilmiştir.
05.03.2019 geronimo
2

Arat Kurye

7/24 Saat istanbul trafiğinde a noktasında b noktasına 90 dk kapıdan kapıya hızlı güvenli teslimat hizmetler için bizden fiyat almadan karar vermeyin. Arat Kurye ile tüm gönderileriniz emin ellerde hemen arayın en kısa sürede kurye kapınızda gönderinizi alsın daha fazlası için https://www.aratkurye.com wep sitesini ziyaret ediniz.
26.02.2019 Erkek

Yazım İlkeleri

Ana Sayfa'da yazarken izlenecek ilkeler bu başlık altında yayınlanacaktır. Ana Sayfa'nın topluma daha vereceği faydası en üst düzeye çıkarmak için üyelerin bu ilkeleri dikkate alması umulmaktadır.


  1. Ana Sayfa'da başka sitede daha önce yayınlanmış içeriklerin yayınlanmasına izin verilmemektedir. Yayınlanan yazılar özgün olmalıdır.
  2. Ana Sayfa'da telif hakkı ihlaline izin verilmemektedir. Ana Sayfa'da yayınlanan yazılar, yayıncı üyenin kendisi tarafından üretilmiş olmalıdır. Başkasından alıntılama kabul edilmemektedir.
  3. Yayınlanan yazılarda birinci tekil, birinci çoğul kişi, ikinci tekil kişi ve ikinci çoğul kişi öznesiyle yazı yapmaktan kaçınılmalıdır.
    Yanlış: Falan filan ile ilgili hizmet vermekteyiz.
    Yanlış: Falan filan ile ilgili hizmet vermektesin.
    Doğru: Falan filan ile ilgili hizmet vermektedir.
  4. Reklam amaçlı kaleme alınan yazıların yayınlamasına izin verilmemektedir. Öznel (subjektif) fikirler yayınlanabilir ancak reklam amaçlı yazılar yayınlanamaz.
  5. Konu başlıklarının anlamlı ifadelerden oluşması ve yayınlanan yazıyı kastetmesi gerekmektedir. Yanıltıcı başlıklar, yayınlanan yazı ile ilişkisiz başlık kullanımı, anahtar sözcük dizisi şeklinde başlıklar kabul edilmemektedir. Konu başlıklarının url olmasına izin verilmemektedir.

13.02.2019 Mahmut Hoca
1

Yalan Haber

Büroda oturuyorduk. Biri hışımla içeri girdi ve “Caddede bir adam arabayla katliam yapmış. En az iki ölü var. Yaralı sayısı belli değil. Ortalık kan revan içinde. Yaralı bir kadın hala orada.” dedi. Bir partinin il başkanıydı. Bizim haberimizin olmadığını öğrenince de, “ siz nasıl gazetecisiniz ? diye de gönderme yapmayı ihmal etmedi.
İki arkadaşımız gitti olayı araştırdı.
Kendi kendine bağırıp çağıran bir kadın birden yola fırlar. Aracın biri ona çarpmamak için ani fren yapar. Kadın da araçtan kurtulmak için kendini kaldırıma doğru atar ve bu arada baldırı çarpmanın etkisiyle yaralanır. Kadın can havliyle bağırınca çevredekiler başına toplanır. Araç şoförü hastaneye götürmek ister kadın reddeder. Yarası bir eczacı tarafından pansuman edilen kadın, söylenerek evinin yolunu tutar.
Görüyorsunuz olay araştırılmadığı zaman nerelere varıyor. Kulaktan dolma bilgilerle işimizi yapsak “Beş kişinin öldüğü trafik cinayeti” şeklinde bir haber bile olabilirdi.
Oysa haber ciddi iştir.
Bazıları için sadece rakam olan şeyler, bazıları için hayattır, yaşamdır. Ölü sayısını bir fazla vermek belki gazete için fazla bir şey ifade etmeyebilir. Ama bir fazla ölü demek, bir fazla ailenin içine ateş düşmesi demektir.
Bu konuya balıklama dalmamın nedeni son günlerde seçim atmosferinin de etkisiyle yapılan uydurma haberler.
İnternet medyası artık uçuyor. Bilgi kirliliği had safhada. Tek dayanağımız gazete ve televizyonlar. Ama onlar da işin cılkını çıkardı.
Koca koca gazeteler hiç utanmadan doğruluğundan emin olmadıkları haberleri manşete taşıyabiliyor. Bu utanç verici durumdan da hiç rahatsız oldukları yok.
Politikacıların kuyruğundaki gazeteciler sadece mesleklerine ihanet etmiyorlar aynı zamanda halkın bilgi alma hakkını da kötüye kullanıyorlar.
Dünyada yalan haberde en ön sıralara yükseldik.
Oysa tarihte yalan haberler devletlerin başına büyük işler açmış. En azından o olaylardan ders almak lazım. Hepimizin doğru bilgilendirilmeye ihtiyacı var. Başta da söylediğim gibi; haber ciddi bir iştir. Hem de, günlük politikaya malzeme yapılamayacak kadar çok ciddi bir iştir…

11.02.2019 ucarsad
2

Arat Kurye

Arat Kurye istanbul il sınırları içerisinde kişilerin ve kurumların bir yerden biryere ulaştırması gereken gönderilerini Express Kurye 90 Dk, Vip Kurye 45 DK, Normal Kurye 180 Dk istanbul trafiğinde karşılayan motorlu kurye hizmeti olup ve talepler doğrultusunda Arabalı Kurye hizmeti sunmaktadır. Daha fazlası için www.aratkurye.com ziyaret ederek hizmet konusunda bilgi alabilirsiniz...
Arat Kurye Tüm İstanbulda 7/24 Kurye Dağıtım Hizmeti Sunmakta...
03.02.2019 Erkek

Gaslighting

Size garip biçimde davranan biri varsa ve tuhaf bir şekilde kendi hafızanıza ve algılarınıza güvenememeye başladıysanız, bu yazıyı sonuna kadar okumanızı ve başınıza gelenleri bu bilgiler ışığında gözden geçirmeniz doğru olacaktır. Aksi takdirde kendinizi "Işıklar Sönerken" filminde yavaş bir psikolojik işkenceye maruz kalan Bella'nın pozisyonunda bulabilirsiniz.
Psikoloji bilimine Gaslighting olarak girmiş, karşıdaki insana çeşitli oyunlar oynayarak zamanla kendinden şüphe etmesini sağlamaya yönelik manipülasyon yönteminin sanıldığından daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Bu terim, adını Ingiliz oyun yazarı Patrick Hamilton tarafından 1938'de psikolojik gerilim türünde yazılmış “Gas Light” (Gaz Lambası) adındaki oyundan alıyor. Amerika’da iki farklı isimde daha oynanmış bu oyun: ("Five Chelsea Lane" ve "Angel Street"; nedendir bilinmez, Amerika’da içeriği aynı olmasına rağmen orijinal ismiyle değil, bu isimlerle yayınlayıp oynamışlar- tabi neden isminin değiştirildiği ayrı bir araştırma ve yazı konusu olabilir.)
Olay evlerde gaz lambasının aydınlatma amaçlı kullanıldığı 1880 Londra’sında geçiyor. Ana karakterler, Jack Manningham ve karısı Bella mutlu bir çift görüntüsünde geliyorlar sahneye ve Jack’in Bella'yı bir resmi taşımak ve gizlemekle suçlamasına kadar her şey yolunda görünüyor. Halbuki Bella bu konuda bir şey bilmemektedir. Bella’nın kendini daha kötü hissetmesi ve gerçekten aklını yitirdiğini düşünmesi için Jack, hizmetçilerden, resmin yerini değiştirmediklerine dair İncil üzerine yemin etmelerini istiyor. Daha sonra Jack’in Bella'yı ödenmesi gereken bir faturayı ortadan kaldırmakla suçlaması üzerine Bella’nın çaresizliğini görüyoruz. Ancak oyuna adını veren ve gerilimi iyice tırmandıran olay, Jack’in üst katta, daha önce işlediği bir cinayetten kalmış olduğunu düşündüğü çalıntı mücevherleri ararken aydınlatma için gazı açtığında, binanın diğer katlarında ışığın titremesi ve kısılması. Bir de üst kattaki aramalar sırasında çıkan sesler de -sisli Londra sokaklarının korkutucu görüntüsünü tamamlayarak ortama büyüleyici bir hava katıyor. Bella Jack’e ışıklardaki kısılma ve duyduğu sesleri anlatınca onun psikolojik saldırılarının dozu artıyor ve açıkça Bella’yı aklını kaçırmış olmakla itham ediyor. Oyunda Bella’nın yanında ve karşısında da birer yardımcı karakter yer alıyor. Jack’le gönül eğlendiren Nancy, Bella’nın suçlandığı durumlarda Jack'in tarafını tutarak, kadının kendini daha da kötü hissetmesine yol açıyor ve Jack’in aslında ne kadar kötü biri olduğunu anlıyoruz. Buna karşılık Dedektif Rough, Bella’nın algılarından ve anlattıklarından yola çıkarak üst katta önceden işlenmiş ve henüz tam aydınlanmamış cinayetle, Jack’in davranışları arasındaki ilişkiyi çözüyor.
Oyunun sonunu anlatmayalım ama arzu edenler bu oyunun orijinaline sadık olarak çevrilen 1944 yapımı “Gas Light” filmini seyredebilirler. Ülkemizde de "Işıklar Sönerken" adıyla gösterilen bu filmde Ingrid Bergman en iyi kadın oyuncu Oscar’ını almıştır, bunu da not edelim bu arada.
Muhtemelen bu filmin başarısından da kuvvet alan bir akım sonucu 1970’lerden itibaren psikoloji çevrelerinde “Gaslighting” terimi yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamış. Gas Light oyunun radyoda ve televizyonda da orijinal hali ve uyarlamaları defalarca yer almış. Benzer deneyimleri ve psikolojik gerilimleri konu alan filmler ile günümüze kadar çevirilen Sabun Köpüğü dizilerden bir çoğunun konusu "Gaslighting" olmuştur. Entrika ve kuyu kazma deyimleri adeta "gaslighting" ile kardeş deyimlerdir. Bireylerin bilerek ve hatta bilmeden başkalarına yaptıkları psikolojik manipulasyon, tabi ki, aile veya romantik ilişkilerle sınırlı değil. İş yerinde de sıklıkla görülmekte. Mobbing diye adlandırılan iş yeri zorbalığı aslında çoğu zaman gizli bir “Gaslighting” olayının da belirtisi. Yine bir teoriye göre, oyunun ilk yazıldığı yıllarda Avrupa’da gerçekleşmekte olan büyük ölçekli siyasi dalgalanmaları konu alan Orwell ve Huxley gibi distopyan yazarlar kadar olmasa da, ülke halkı üzerinde Hitler’in yaptıklarını işlemeye çalışmış Hamilton, bu oyunda. Yani politik arenada da Gaslighting'den söz edebiliriz.
Genellikle sosyopatlar ve psikopatlar tarafından uygulanan Gaslighting olayının birkaç belirtisi var ki bunlara maruz kaldığınızı düşünüyorsanız dikkatli olmanız gerekebilir:
1. Mağdurdan bilgi saklamak;
2. Kötü niyetli biçimde mağdurun algı ve düşüncelerine itiraz
3. Bilgiyi yok sayma
4. Genellikle alay etme ve kötü şakalar şeklinde sözlü taciz;
5. Mağdurun dikkatini dışarıya yöneltmesini engelleme ve yönlendirme;
6. Mağdurun değerini önemsizleştirmek;
7. Yavaş yavaş mağduru ve onun düşünce süreçlerini zayıflatıp onun altını oymak
En yaygın “Gaslighting” yöntemleri:
Saklama: İstismarcı, mağdurdan bazı şeyleri saklayabilir ve yaptıklarını gizleyebilir. Onu durum hakkında kendi inançlarından şüphe etmeye ve suçu kendinde bulmaya yöneltebilir.
• Değiştirme: İstismarcı, mağdurla ilgili bir şeyi değiştirmek ihtiyacı hisseder. Mağdurun giyinme ya da davranma şeklini, kendi fantezisine uydurmak ister. Eğer mağdur uymazsa, istismarcı, onu aslında yeterince iyi olmadığı konusunda ikna edebilir.
• Kontrol: İstismarcı, tamamen kontrol etmek ve mağdur üzerinde güç sahibi olmak istemektedir. Bunu yaparken, istismarcı mağdurun düşünce ve eylemlerini etkileyebilecek diğer arkadaşlardan ve aileden uzaklaştırmaya çalışacaktır. Mağdurun tamamen kendisi tarafından kontrol edildiğini bilmek İstismarcının hoşuna gider.
Özetlemek istersek olayın temelinde, mağdurun güvenini ve sevgisini suistimal etmek ve zamanla öz-güvenini ve öz-saygısını yaralamak yatıyor.İstismarcı karşı tarafı kendisine bağımlı hale getirmek için mağdurun gözlemleri ve düşüncelerini sürekli yalanlıyor ve bir süre sonra mağdur kendi zihnine düşman halde ve her adımının, hareket ve düşüncesinin yanlış olacağını düşüncesiyle karar alma ve hareket etme yetisini kaybederek bütün kontrolü karşı tarafa bırakıp kendi köşesine çekiliyor. Tabi bu noktadan sonra geri dönülmesi iyice imkansızlaşan bir yola girdiğinden, çevresinde güvenebileceği tek insan olarak karşısındakini görüyor ve o ne isterse onları yapmaya başlıyor.
Sosyal medyada başına gelenleri yazarak yardım isteyen birinin hikayesinden de bahsedelim. Kendisi başına gelen olayların “Gaslighting” olabileceğini anlayınca bir gizli kamera ediniyor ve bu kez kasıtlı bir şekilde masanın üstüne bıraktığı kitabın beraber yaşadığı kişi tarafından yerinin değiştirildiğini ve algılarıyla oynanmaya çalışıldığını görünce ilişkiyi sonlandırıyor. Onun ifadesi ile belirtirsek “sevdiğimiz ve onun da bizi sevdiğini düşündüğümüz kişinin bu tür davranışıyla karşılaşırsak, bunun psikolojik bir bozukluktan kaynaklandığını düşünüp, mümkünse elimizdekileri yavaşça bırakıp oradan hemen uzaklaşmak en mantıklısı olacaktır.”
02.02.2019 geronimo
1
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın