Facebook'ta Ana Sayfa

İklim Adaleti

15 yaşındaki İsveçli bir kız olan Greta Thunberg, 3 Aralık 2018'de Birleşmiş milletlerin geniş katılımlı toplantısında yüzlerce yetişkine tokat gibi sözler içeren bir konuşma yaptı.
"25 yıl boyunca, sayısız insan Birleşmiş Milletler iklim konferanslarının önünde gösteriler yapıp liderlerimizden emisyonları durdurmalarını istedi. Ancak, emisyonlar yükselmeye devam ettiğinden bu eylemler açıkça işe yaramadı. Bu yüzden bugün onlardan bir şey talep etmiyorum. Bunun yerine medyadan krize kriz gibi yaklaşmasını isteyeceğim"
15 yaşında bir kızdan beklenmeyecek sözler değil mi? Ama iklim değişikliği ile ilgili konuşmaları yapmaya 8 yaşında başladı bu kız.
2075'te varsa çocuklarına, bugünün yetişkinlerinden bahsedeceğini, ve iklim değişikliği için bir şeyler yapma imkanı varken neden yapmadıklarını anlatacağını söylüyordu. Varoluşsal bir tehditle karşı karşıyayız ve bu deliliği sürdürmek için zamanımız kalmadı diyordu. İsveç gibi zengin ülkelerin iklim değişikliğini yavaşlatma hedefleri için emisyonlarda her yıl %15 azaltma gerçekleştirmesi gerektiği, medya ve liderlerin bundan başka hiç bir şeyi konuşmaması gerektiğini çok iğneleyici bir dille anlatıyordu.
Dünyanın çok sayıda türü tehdit eden yok oluş dönemlerinden birine girdiğini, hergün 200'e yakın türün neslinin tükendiğini onun kadar açık anlatan kimse yoktu. Büyükler sessizce dinlediler. İklim değişikliğini önlemek için imzalanan Paris anlaşmasından çıkmak için zengin ülkelerin hiç mazereti olmadığından bahsetti. Az gelişmiş ülkelerde yapılması gerekenleri de bu ülkelere yardım ve teşvikler yoluyla yaptırmanın yine zengin ülkelerin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Her şeye sahip olan zengin ülkeler Paris anlaşmasına uymazsa Hindistan, Kolombiya veya Nijerya gibi ülkelerin iklim krizini önemsemesini nasıl bekleyebiliriz diye sordu. Dediğine göre
bazı insanlar bunları yapmak yerine okulda olması gerektiğini , “iklim krizini çözebilmek” için iklim bilimcisi olmak için çalışması gerektiğini söylüyordu. Ancak bu bir bilimsel bir problemse bunun çoktan çözüldüğünü belirtti. Zaten tüm gerçeklere ve çözümlere sahiptik. Sadece neden hiç kimse geleceği kurtarmak için bir şey yapmıyordu, ondan ise olmayacak bir gelecek için çalışması bekleniyordu. Gerçekler açıkça toplumumuza bir şey ifade etmediğine göre, gerçekleri öğrenmenin amacı ne olabilirdi?
Her gün 100 milyon varil petrol kullanırken, bunu değiştirecek hiç bir politika yoktu. Bu maddeyi toprakta tutmak için kurallar yoktu.
Yani dünyayı kurallara göre oynayarak kurtaramıyorduk, kurallar değişmeliydi.
Bu kız "Birleşmiş milletler toplantı salonuna, geleceğimize özen göstersinler diye dünya liderlerine yalvarmak için gelmedik. Geçmişte bizi görmezden geldiler ve bizi tekrar görmezden gelecekler" derken büyükler başları öne eğik, düşünceli ve sıkıntılı biçimde dinliyorlardı. "İnsanlar mücadeleye çıkacak. Liderlerimiz çocuklar gibi davrandıklarından, çok önce almaları gereken sorumluluğu biz üstlenmeliyiz." dedi; bu ona göre son uyarıydı. Çocuklar okula gitmeyi bırakacak, gelecekleri güvence altına alınana kadar protesto edeceklerdi. En önemli mesajı da şuydu: "Büyüme ısrarınızdan ve popüler olup seçim kazanma hırsınızdan bıktık. Siz sadece size harcananların karşılığını vermemekle kalmıyor, hem çocuklarınızı her şeyden sevdiğinizi söylüyor hem de aynı zamanda geleceğimizi de bizden çalıyorsunuz. Sizin mazeretleriniz, bizimse zamanımız tükeniyor."
Çocuklarının geleceğini düşündüğünü söyleyen liderler bu konuşmadan sonra ne yapacaklarını bilmediklerini de iddia edemez. Bu çocuk yaşının çok ötesinde bir öngörü ile gerçekleri haykırmaya devam edecek. Ancak mülteci krizleri, Brexit, Trump kampanyaları, Doğu Akdeniz doğal gaz mücadelesi kavgaları arasında insanlığın umudu olan bu çok önemli sözler kulak ardı edilmemelidir. Her kelimesi önemli ve haklı olan bu sözlerin gereği yapılmalı Thunberg'in deyimiyle "İklim adaleti" sağlanmalıdır.
24.06.2019 geronimo
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın