Facebook'ta Ana Sayfa

Öküzün dramı

Alfabenin ilk harfi Alef ya da Alfa, bir teoriye göre Öküzün sembolüdür. Tarih boyunca çeşitli kaynaklarda resim ve heykellerini, sıklıkla gördüğümüz bu hayvanın tarımın gelişmesi ile birlikte ortaya çıktığını biliyoruz. Ancak nereden gelmiş, hiç merak ettiniz mi?
19. Yüzyılda buhar motorunun icadından önce insanların ağır işlerini görmekte yaygın olarak kullanılan bir kaç hayvandan biridir Öküz. Doğuştan gelen özellikleri fazla değişmeden kullanılan, at, eşek, gibi ağır iş gören hayvanlardan farklı olarak Öküz, İnek türünün iş yapmak üzere özel işlemden geçirilmiş bir erkek bireyidir. Bu hayvanlar buzağılar arasından küçük yaşta seçilip, hormonlarının kaynağı olan testisleri bağlanarak, vücutlarının üremeye yönelik değişime uğramasını engellenir. Bu işleme burma denir, ve sonuçta hayvan doğada çok besin ve özellikle protein gerektiren üreme işleminden tasarruf ettiği kaynaklarla devasa boyutlarda, acı bir güce sahip, ancak gayet itaatkar, uysal bir yaratığa dönüşür. O artık türünün bir örneği olmaktan çıkmış, insanoğlunun bir aracı haline gelmiştir.
Halikarnas balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaç) eski çağlarda bu hayvanlara çok önem verildiğini ve saygı gösterildiğini söyler. Örneğin Oğuz Kağan'ın adı öküzden gelmekteymiş. Ağustos ayının kökenin olan Augustus adlı Roma imparatoru da adını öküzden almış ona göre. Ayrıca İngiltere’deki üniversitesinden bildiğimiz Oxford da öküzün geçtiği yer demekmiş. İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası kitabında Oxford’un öküz geçidi olduğundan bahseder.
Temel görevi olan tarla sürmekte kullanılan bir öküz, acı çekince hareket etme dürtüsünün, insanlar tarafından kullanılmasını kabullenmek zorunda kalır ve boynuna takılan boyunduruk yüzünden, arkasına hafifçe batan iğnenin verdiği acıdan kurtulmak için tek yapabildiği, boyunduruğuna bağlı sabanı, toprağı sürecek şekilde çekmektir. Durunca, iğne bir süre sonra yeniden batmaya başlar. Öküz sadece tarla sürmekte kullanılmaz, o aynı zamanda ailenin taşıt aracı olan kağnının da motorudur; biraz ağır da olsa bütün yükünü bir yerden bir yere taşımakta öküzün çektiği kağnıyı kullanmıştır köylü. Hayvanın ürettiği ısıdan, gübresinden bile faydalanır insan. Öküzün son görevi, ailenin uzun süre aç kalmamasını sağlayacak biçimde, yiyecek olarak tüketilmek olur. Derileri ve boynuzlarına kadar her şeyi kullanılan bu hayvanlar, uzun yıllar boyunca verdikleri hizmetlerin karşılığında rahat bir emeklilik hayali bile kuramazlar.
Bir söz vardır Anadolu'da, “İnsanda vefa olaydı, kara öküze bıçak olmazdı”
05.09.2018 geronimo
3
Facebook'ta Ana Sayfa
daha iyi hizmet verebilmek için çerez (cookie) kullanıyoruz. detaylı bilgi için tıklayın